Siyasette insanlar bir yola ilk çıktıklarında büyük bir heyecanla, yürekten destek verirler. Sosyal medyada fotoğraflar paylaşılır, “Başkanımızın yanındayız” mesajları yayımlanır ve kalabalıklar bir anda büyür.
Fakat siyasette görünen her kalabalık, sandığa yansıyan gerçek bir güç değildir.
Bazen ortaya çıkan o yoğun ilgi, rüzgâr dağıldığında geride hiçbir şey bırakmayan yalancı bir dumandır.
Çünkü siyasetin ana teması “evet”tir ama asıl mesele, bu “evet”in nasıl ve neden söylendiğidir.
Gönülden mi, makam beklentisiyle mi? Davaya inanıldığı için mi, yoksa fotoğraf karesinde görünmek için mi?
Enes Emengen’e Teveccüh Var Ama Yeterli mi?
MHP Kocaeli İl Başkanı Enes Emengen’in iyi niyetini ve kurmaya çalıştığı teşkilat yapısını dikkatle analiz ediyorum. Gelen haberleri, sosyal medya paylaşımlarını ve sahadaki hareketliliği yakından takip ediyorum.
Enes Emengen göreve geldiğinde MHP tabanının önemli bir bölümünde, “Oh be, sonunda bizden biri geldi” duygusu oluştu. Çünkü Kocaeli teşkilatları, Kamil Akın’dan önceki dönemde yaşanan tartışma ve dağınıklıklardan fazlasıyla yorulmuştu.
Ardından “Terörsüz Türkiye” süreci gündeme geldi. Genel Başkan Devlet Bahçeli meseleyi ülkenin geleceği, ekonomik kayıplar, toplumsal huzur ve Türkiye’nin jeopolitik konumu üzerinden değerlendirdi.
Ancak bu politika, MHP’nin kendi tabanında yeterince ve doğru biçimde anlatılamadı.
İşte o noktada Kocaeli açısından tablo, tozpembeden koyu pembeye dönmeye başladı.
Ben sürecin etkilerinin altı ay içerisinde görüleceğini düşünüyordum. Yaklaşık bir buçuk yıllık döneme baktığımda ise MHP’nin Kocaeli’de ciddi bir seçmen kaybı yaşadığı kanaatindeyim.
Giden Oylar Nereye Yöneldi?
MHP’den uzaklaşan seçmenin bir bölümü Zafer Partisi, Anahtar Parti ve İYİ Parti üzerinden yeni bir arayışa girdi.
Daha keskin Türk milliyetçisi seçmenin bir bölümü Zafer Partisi’ne, daha muhafazakâr milliyetçi kesimin bir bölümü ise Anahtar Parti’ye yöneldi. Büyük Birlik Partisi’ne beklenen ölçüde güçlü bir geçiş yaşanmadı.
Çünkü MHP’nin tabanı farklıdır. Partisine ve davasına bağlıdır ama yanlış gördüğü uygulamaya da sessiz kalmaz. Tepkisini bazen açıkça, bazen sandığa gitmeyerek, bazen de başka bir partiye yönelerek gösterir.
MHP seçmeni kolay vazgeçmez; fakat kırıldığında sessizce uzaklaşır.
Kamil Akın Oyları Toplayabilir miydi?
Açık konuşmak gerekirse Kamil Akın, stratejik açıdan kaybedilen oyların bir bölümünü geri getirebilirdi. Ancak Saffet Sancaklı ile yaşadığı görüş ayrılıkları bu ihtimali zayıflattı.
Benim analizime göre Kamil Akın’ın milletvekilliğine yönelik bir hedefi de vardı. Kocaeli’de milliyetçi seçmenin iki milletvekili çıkarabilecek potansiyeli bulunduğuna inanıyorum. Dengeler doğru kurulabilseydi partiden uzaklaşanların önemli bir bölümü geri dönebilirdi.
Kamil Akın’ın dezavantajı, göreve geldiğinde kamuoyu tarafından yeterince tanınmamasıydı. Ancak bu yalnızca onun için geçerli değildi; Enes Emengen’i de Kocaeli’nin tamamı tanımıyordu.
Enes Emengen’in Önündeki Fırsat
Enes Emengen, Kartepe Belediye Başkan Yardımcılığı döneminde AK Parti ile uyumlu çalıştı. Kriz üretmekten kaçınan ve Cumhur İttifakı hukukunu koruyan bir isim olarak öne çıktı.
İl başkanlığına getirildiğinde Saffet Sancaklı’nın desteğini alması ve AK Parti ile iletişim kurabilmesi önemli avantajlardı.
Bugün Enes Başkan’a ciddi bir teveccüh var. Ancak il başkanına gösterilen ilgi tek başına yeterli değildir.
Siyasetin fotoğrafı il başkanlığında çekilir ama sonucu ilçelerde ve sandıkta ortaya çıkar.
Asıl belirleyici olan ilçelerdeki uyum, teşkilatların sahadaki karşılığı ve seçmenin vereceği karardır.
Aynı Yüzlerle Yeni Başarı Gelir mi?
Kartepe’de önceki İlçe Başkanı Arif Tuncer neden görevde kalmadı?
Arif Tuncer’in iş insanı olması, bölgeyi tanıması, olayları analiz edebilmesi ve denge siyaseti yürütmesi bana göre önemli özelliklerdi.
Ancak bazı ilçelerde yine aynı yüzleri, aynı isimleri ve aynı anlayışı görüyoruz.
“Ben bilirim, benim dediğim olur” anlayışı devam ederse bölgeselcilik öne çıkar; gruplaşmalar başlar, küskünlükler çoğalır.
Bir teşkilat, yalnızca başkana yakın isimlerle değil; topluma yakın insanlarla büyür.
Kartepe’de MHP’nin oy oranı yüzde 3,99 seviyelerine kadar gerilemişse bunun üzerinde ciddi biçimde düşünülmelidir.
Görevler liyakate göre mi, yakınlığa göre mi dağıtılacak? Vatandaş yalnızca seçim dönemlerinde mi hatırlanacak, yoksa mahalle mahalle çalışan bir teşkilat modeli mi kurulacak?
Önce Teşkilat Kendi Politikasına İnanmalı
“Terörsüz Türkiye” sürecini halka anlatabilmek için önce MHP teşkilatlarının bu politikanın gerekçelerine inanması ve konuyu doğru anlaması gerekiyor.
Kendisinin inanmadığı bir politikayı vatandaşa hiç kimse anlatamaz.
Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu yaklaşımın Türkiye’nin güvenliği, ekonomik geleceği ve toplumsal huzuru bakımından ne anlama geldiği sloganlarla değil, somut bilgilerle anlatılmalıdır.
Asıl mesele, o taşın altına kaç teşkilat mensubunun elini koyacağıdır.
Sosyal medyada “Başkanımızın yanındayız” yazmakla dava insanı olunmaz. Davanın yükü yalnızca makam sahiplerinin omuzlarına bırakılamaz.
Dokuz Işık’ı Bilmeyen Teşkilatçı Olur mu?
Açık konuşmak zorundayım.
Bugün bazı teşkilat mensuplarının Alparslan Türkeş’in ortaya koyduğu Dokuz Işık Doktrini’ni yeterince bilmediğini görüyorum. Bırakın Dokuz Işık’ı, bozkurt işaretini dahi doğru yapamayanlarla karşılaşıyorum.
Bu bir küçümseme değil, teşkilatların siyasi eğitim eksikliğine yönelik açık bir eleştiridir.
Bir siyasi hareketin sembolünü taşımak kolaydır; önemli olan o sembolün tarihini, fikrini, ahlakını ve sorumluluğunu bilmektir.
Teşkilatçı yalnızca toplantıya katılıp fotoğraf paylaşan kişi değildir. Partisini bilen, seçmenin karşısına bilgiyle çıkan, mahallesinin sorununa dokunan ve gerektiğinde kişisel beklentilerini bir kenara bırakabilen kişidir.
Ülkü Ocaklarıyla Birlikte Hareket Edilmeli
Burada önemli bir konunun altını özellikle çiziyorum:
Enes Başkan’ın Kocaeli Ülkü Ocakları ile birlikte hareket etmesi doğru bir siyasettir. Ancak bu birliktelik yalnızca il merkezinde kalmamalı, bütün ilçelere yansımalıdır.
Her ilçede MHP ilçe başkanı ile Ülkü Ocakları ilçe başkanı düzenli istişare yapmalıdır. Ocak başkanları ilçe toplantılarına katılmalı; saha çalışmaları, gençlik projeleri ve görev dağılımları birlikte planlanmalıdır.
Bugün karşımızda büyük bir gençlik potansiyeli var. Bu enerjinin doğru yere yönlendirilmesi gerekiyor. Kocaeli Ülkü Ocaklarının bu sistemi önemsediğini görüyorum. Aynı anlayışın bütün ilçelerde karşılık bulması, MHP’nin geleceği açısından çok önemlidir.
Gençliği yalnızca miting meydanlarına çağırmak yetmez; gençlere görev, sorumluluk ve söz hakkı vermek gerekir.
Kaybedilen Oy Nasıl Geri Döner?
MHP’nin Kocaeli’de kaybettiği oyları geri kazanabilmesi için aynı isimler etrafında dönen siyaset anlayışı bırakılmalı, toplumda karşılığı bulunan liyakatli insanlara görev verilmelidir.
Küskünler ve partiden uzaklaşan dava insanları yeniden dinlenmeli; gençler ve kadınlar listeleri tamamlayan isimler değil, karar mekanizmalarının etkili unsurları olmalıdır.
İlçe teşkilatları ile Ülkü Ocakları arasındaki istişare güçlendirilmeli; teşkilat mensuplarına parti tarihi, Dokuz Işık ve siyasi iletişim eğitimi verilmelidir.
Cumhur İttifakı korunurken MHP’nin kendi siyasi kimliği ve saha gücü de görünür hâle getirilmelidir. Sosyal medyadaki kalabalıkla sandıktaki karşılığın aynı olmadığı artık kabul edilmelidir.
Elbette teşkilatlarda fedakârca çalışan ve davasına inanan insanlar var. Her zaman söylediğim gibi, istisnalar kaideyi bozmaz.
Fakat istisnalar çoğalıyorsa artık kaideyi yeniden sorgulamak gerekir.
AK Parti’ye de Önemli Görev Düşüyor
Enes Emengen’in önünde önemli bir fırsat bulunuyor.
Kendisine gösterilen teveccühü kalıcı bir siyasi güce dönüştürmek istiyorsa ilçelerde ortak aklı hâkim kılmalı; “benim adamım” anlayışının yerine “davaya ve halka hizmet edecek insan” anlayışını yerleştirmelidir.
Saffet Sancaklı’nın desteği ve AK Parti ile kurulan uyum önemlidir. Ancak kaybedilen oyları geri getirecek asıl güç, teşkilatların sahadaki samimiyeti ve seçmene vereceği güvendir.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin doğru anlatılması konusunda yalnızca MHP’ye değil, Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı AK Parti’ye de önemli görevler düşüyor. İttifak ortakları aynı hedefi farklı cümlelerle anlatırsa seçmenin kafasındaki soru işaretleri büyür.
Kocaeli’de milliyetçi seçmenin iki milletvekili çıkarabilecek potansiyeli var mı? Bana göre var. Ancak mevcut dağınıklık devam ederse bu potansiyelin MHP’ye mi, Zafer Partisi’ne mi yarayacağı ciddi bir sorudur.
Bugünkü tablo doğru okunmazsa Zafer Partisi’nin Kocaeli’den bir milletvekili çıkarma ihtimalini güçlü görüyorum. MHP’nin iki milletvekili çıkarıp çıkaramayacağını ise bugünden kestiremiyorum.
Bunun yolu; “Terörsüz Türkiye” sürecini doğru anlatmaktan, kaybedilen seçmeni dinlemekten, gençliği siyasete katmaktan ve Cumhur İttifakı’nın sahada ortak bir dil kurmasından geçiyor.
Siyasette duman hızlı yükselir ve hızlı dağılır. Geride kalan; yapılan hizmet, kurulan güven ve sandığa yansıyan gerçek iradedir.
Şimdi MHP Kocaeli teşkilatlarının cevaplaması gereken soru şudur:
Yükselen dumanın içinde fotoğraf mı verecekler, yoksa dağılan seçmeni ve gençliği yeniden aynı ülkünün etrafında mı toplayacaklar?
Saygılarımla
Metin Şendil










