Son dönemde Büyük Birlik Partisi (BBP), Türkiye siyasetinde dikkat çeken bir hareketlilik yaşıyor. Siyasi kulislerde farklı çevrelerle yaptığım görüşmelerde ortak bir değerlendirme öne çıkıyor:
“BBP mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilmeli.”
Ancak asıl soru şu:
Bu hedef hangi siyasi formülle ve nasıl gerçekleşecek?
Hafızamızı biraz tazeleyelim.
31 Mart yerel seçimlerinde BBP; 1 il (Sivas), 14 ilçe ve 5 belde olmak üzere toplam 20 belediye başkanlığı kazandı. Buna rağmen Türkiye genelindeki oy oranı yaklaşık %1 seviyesinde kaldı.
Bu tablo bana göre seçmenin önemli bir mesaj verdiğini gösteriyor.
“Evet, toplumda bir karşılığınız var.”
Ancak siyasi pencereden baktığımızda şu soru da kaçınılmaz hale geliyor:
Sahada belediye kazanabilen bir siyasi hareket neden Meclis’te temsil edilemiyor?
Bunun mutlaka siyasi olarak doğru analiz edilmesi gereken bir karşılığı vardır.
Benim şahsi kanaatime göre bugün yaşanan yükselişin temel nedenlerinden biri, BBP’nin Cumhur İttifakı’nın genel dengesini gözeten, kontrollü ve dikkatli bir siyaset dili benimsemesidir.
%2,5’lik Yükseliş Tesadüf mü?
Geçtiğimiz seçimlerde yaklaşık %1 seviyesinde kalan oy oranı, parti teşkilatlarında doğal olarak ciddi bir hayal kırıklığı oluşturmuştu.
Bugün ise farklı araştırmalarda BBP’nin %2,5 seviyelerine yaklaştığı yönündeki değerlendirmeler dikkat çekiyor.
Benim gözlemime göre;Parti teşkilatlarının daha disiplinli çalışması, Tabanla kurulan güçlü iletişim, klasik siyaset anlayışının dışına çıkılması, Genel Başkan Mustafa Destici’nin ve parti yönetiminin ilkeli duruşu, bu yükselişte önemli rol oynuyor.
Siyasi iletişim dili de artık değişmiş durumda.
Bugün seçmen, mikrofon uzatıldığında yalnızca slogan değil; samimiyet, istikrar ve çözüm görmek istiyor.
Şahit olduklarımdan rahatlıkla söyleyebilirim ki;
Şehit Lider Muhsin Yazıcıoğlu’na duyulan sevgi ve vefa, yıllar geçmesine rağmen toplumun önemli bir kesiminde yaşamaya devam ediyor.
Diğer Partilerin Stratejik Hataları BBP’ye Alan Açtı
Siyaset analizlerinde çok önemsediğim bir söz vardır:
“Siyasette boşluk kabul etmez.”
Bugün BBP’nin yükselişinde yalnızca kendi çalışmalarının değil, rakip partilerin yaptığı stratejik hataların da önemli payı bulunuyor.
Örneğin;
31 Mart seçimlerinin ardından Yeniden Refah Partisi’nin yakaladığı rüzgârın önemli ölçüde yavaşladığı görülüyor.
Anahtar Parti ise ilk dönemde ciddi bir siyasi heyecan oluşturdu.Yavuz Ağıralioğlu’nun hitabet gücü ve siyasi tecrübesi kamuoyunda önemli bir karşılık buldu.
Ancak süreç içerisinde söylemlerin daha çok AK Parti ve MHP eleştirileri üzerinden şekillenmesi, partinin geniş seçmen kitlesine ulaşmasını zorlaştırdı.
Ancak Türkiye’de yalnızca karşıtlık üzerine kurulan siyaset uzun vadede seçmen tarafından ödüllendirilmiyor.
Toplum artık eleştiren değil; Çözüm üreten, proje ortaya koyan ve güven veren siyaset görmek istiyor.AK Parti’nin “hizmet” anlamındaki 25 yıla yakın olan toplumsal yaklaşımı aslında nasıl çözüm ürettiği bilinmekte bir çok lider tarafından.
Tam da bu noktada BBP gelenler taban eksenli oluyor.Parti, kendi tabanını korurken yeni seçmene de ulaşmaya başladı.
Bugün konuşulan %2,5’lik oy oranı, bana göre önümüzdeki genel seçimlerde BBP’nin Meclis’te temsil edilme ihtimalini ciddi biçimde artırıyor.Bu “organik” seçmenin geri dönüşü ile ilgili bu çok önemli.
Nerede bu seçmen onu iyi görmek gerekiyor ?
Ancak bunun sürdürülebilir olması için Genel Merkezin seçimden en az bir yıl önce il ve ilçe teşkilatlarını yeniden değerlendirmesi gerektiğini önemli vurgulamak istiyorum.
Nerede bu seçmen? bulmak gerekiyor gerçek organik anlamda.
Sosyal medya’da ve seçmene dokunma anlamında güzel ama velakin hemen işim bitsin merhaba demek el sıkmakla olmuyor işim çok mantığı ile göz bayamakla değil dinlemek gerekiyor vatandaşı.
Erenler Modeli Dikkatle İncelenmeli
Bu değerlendirmeyi özellikle komşu ilimiz Sakarya’daki saha gözlemlerime dayanarak yapıyorum.
Cumhur İttifakı içerisinde uyumlu çalışma modeli büyük önem taşıyor.
Teşkilatlar siyasi manevralarını dikkatli yapmalı, istemsiz söylemlerden ve yanlış algılara yol açabilecek görüntülerden kaçınmalıdır. Örneğin hırslara yenik düşecek “sarılmalar” olmamalıdır. Göze batacak yersiz konuşmalar olmamalıdır. Birde parti teşkilatları içinde “dava” yı bilmek benimsemek gerekiyor.
Bu davadan taviz vermek anlamına gelmez. Tam aksine siyasi olgunluğun gereğidir. İttifak içinde bulunmanın şartları belli.
BBP’nin komşu ilimiz Sakarya’daki yükselişi dikkatimi çekiyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ise Erenler Belediye Başkanı Şenol Dinç.
Şenol Dinç;mütevazı yaşam tarzı, halkla kurduğu doğrudan iletişim, ulaşılabilir belediyecilik anlayışı sayesinde yalnızca BBP seçmeninin değil, farklı siyasi görüşlerden vatandaşların da takdirini kazanmış durumda.
Bu değerlendirme tamamen sahada yaptığım gözlem ve görüşmelere dayanmaktadır.
Kurumsal iletişim, disiplinli teşkilat yapısı ve kadın yöneticilerin daha görünür hale gelmesi, partinin önümüzdeki süreçteki en önemli avantajlarından biri olacaktır.
Selam ve Saygılarımla
Metin Şendil










