Türkiye siyaseti, yerel yönetimler üzerinden şekillenen yeni ve sarsıcı bir viraja girdi. 20 Temmuz 2026 tarihinde beş ilde eş zamanlı olarak düzenlenen operasyon dalgası, bu kez merkez üssü olarak İzmit’i seçti.
Aralarında İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve eşi Murat Hürriyet’in de bulunduğu 31 kişi hakkında verilen gözaltı kararı, adliye koridorlarında yankılanan ağır suçlamalarla birleşerek radikal bir hukuki sürece dönüştü.
Emniyet ve savcılık işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edilen 21 şüpheliden, Fatma Kaplan Hürriyet’in de aralarında bulunduğu 20 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.
Değirmenin suyu nereden geliyordu? Rüşvet ve ihaleye fesat iddialarının arkasında ne vardı?
Bu soruların cevabını şüphesiz bağımsız yargı verecektir. Çünkü nihayetinde hukuk ekşi yemez, karnı da ağrımaz!
SERT SİYASET, SÜREKLİ POLEMİK
Fatma Kaplan Hürriyet’in belediye meclisindeki sert çıkışlarını, agresif tavrını, sürekli polemik üreten siyaset tarzını ve kentin yararına olacak bazı projelere yönelik olumsuz, hatta bazen yapıcı olmaktan uzak duruşunu geçmişte de açıkça eleştirdim.
Bugün gelinen noktada bu eleştirilerin ne kadar haklı olduğu bir kez daha görülüyor.
Hürriyet’in siyaset yapma biçimi çoğu zaman kente hizmet üretmekten ziyade, bizzat kendisini gündemde tutmaya yönelik planlı birer siyasal gösteriye dönüşüyordu. CHP’deki son dönem değişim rüzgârlarına yelken açarak pragmatik bir imaj çizmeye çalışması da gözümüzden kaçmadı.
GEZİ OLAYLARINDAKİ AÇIKLAMALARI
Benzer bir samimiyetsizliği ve manipülasyonu geçmişte de görmüştük. Hürriyet’in Gezi olayları dönemindeki bazı radikal açıklamalarını ve duruşunu o günlerde de doğru bulmamıştım, bugün de bulmuyorum.
Gezi Parkı’nı, o dönemin sosyolojik arka planını ve bölgenin gerçek yapısını yeterince bilmeden, yalnızca popülizm uğruna yapılan değerlendirmelerin o anlık bir siyasi karşılığı olabilir. Ancak her siyasi söylemin gerçeği yansıttığını kabul etmek mümkün değildir.
Gezi olayları elbette çok daha geniş bir zeminde tartışılması gereken sosyopolitik bir kırılma noktasıdır. Fakat buradaki asıl mesele, siyasi figürlerin olayları kendi ajandalarına göre bükme alışkanlığıdır.
SİYASET BİR ŞOV DÜNYASI DEĞİLDİR
Siyaseti bir şov dünyasına çevirenler, meclis kürsülerinde bağırarak haklı çıkacağını sananlar unutmamalıdır ki devletin terazisi her zaman sessiz ama derinden tartar.
İhaleye fesat karıştırma ve rüşvet iddiaları, “siyasi mağduriyet” söyleminin arkasına gizlenemeyecek kadar ağırdır. Elbette bu iddiaların doğruluğuna karar verecek olan yargıdır. Tutuklama kararı da tek başına kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir.
HUKUK BELGEYE VE DELİLE BAKAR
Hukuk, popülizmin gürültüsüne bakmaz; belgelere, somut delillere ve adaletin yalın gerçeğine bakar.
İzmit’te yaşanan bu süreç, rüzgâr ekenlerin fırtına biçebileceğini ve hiçbir siyasi gücün hukukun üzerinde olmadığını bir kez daha göstermiştir.
Ne demiştik?
Hukuk Ekşi Yemez!
Metin Şendil
Kartepe -Kocaeli Genel Yayın Yönetmeni










