Eski İdeolojiler Bitti, Kapitalist Dünyada Türk-İslam Realitesi Başladı! – “Sosyalistim, komünistim” diyerek çarkların dışında kalma dönemi kapandı; Türkiye sahada kendi şartlarıyla var.
Dünya İstanbul’daki tarihi NATO Zirvesi’ne kilitlenmiş durumda.Bugün küresel siyaset, kartların yeniden dağıtıldığı çok zorlu bir sınavdan geçiyor.
Bu sınavın en stratejik durağı ise ülkemizde gerçekleşen NATO Zirvesi.
Ancak bu zirve, sadece askeri haritaların konuşulduğu diplomatik bir buluşmanın çok ötesine geçti. Zirveye damgasını vuran ve küresel sisteme en net mesajı veren an; dünya liderlerinin Türk topraklarına ayak bastıklarında Mehter Marşı ve mehteran takımıyla karşılanması oldu.
Sömürge Tarihine Karşı 16 Yıldızın Gücü
Dünya tarihine baktığımızda, küreselleşmenin geçmişte acımasız bir sömürgecilik yarışı olarak yürütüldüğünü görürüz.
Bugün gelişmişlik taslayan batılı güçlerin gölgesinde; Fransa’nın, İngiltere’nin sömürgesi altına girerek kendi dilini, örf ve adetlerini unutmuş, kimliğini kaybetmiş onlarca toplum var. Yıllarca Kuzey Afrika’da Fas, Tunus ve Cezayir Osmanlı’dan sonra Fransız sömürüsü oldu.
Bugün Fransızcayı çok iyi konuşuyorlar ama içlerindeki İslam ruhu kopmadı.
Bunun en güzel örneğini Dünya Kupası’ndaki Faslı oyuncuların duruşunda hep birlikte gördük.
Türk milleti ise tarih sahnesinde var olmuş 16 büyük devletten bugüne, bağımsızlık karakterinden asla ödün vermedi. İşte NATO Zirvesi’nde çalan mehter, geçmişinden koparılmış sömürge toplumlarına karşı, tarihiyle bağını hiç koparmamış bir milletin “Biz buradayız ve ana gövdeyiz” haykırışıdır.
Küresel siyonist ve emperyalist odaklar, serbest piyasa girişimi adı altında kapitalist sistemlerini İslam toplumlarının içine soktular.
Elbette batı dünyası bize biraz gülümseyince, biz de bu çarkın içine dahil olduk.
Bu sistemin geçmişten gelen hatalarının sebebi bugünkü irade değildir. Bu ülkeyi yıllarca perde arkasından yönettiren, 38. dereceden mason başbakanlar üreten eski sistem geride kalmıştır.
İşte bu yüzden, Türk-İslam hareketinin farklı bir rengi uluslararası bir arenada bu kadar gür bir sesle ortaya çıkması tesadüf değildir.
Eski İdeolojilerin Sonu ve Kapitalist Gerçeklik
Artık dünya eski dünya değildir.
“Ben sosyalistim”, “ben komünistim” ya da “ben ateistim” diyerek küresel çarkların dışında kalmaya çalışılan ideolojik körlük dönemini yaşatanlar genç kuşağın bugünkü teknolojiye olan uyumunu doğru görmedikleri için ne konuştukları bilenmemektedir.
Küresel sistem, acımasız ve katı bir kapitalist ekonomik çarkı öngörüyor. Biz bu çarkın dışında kalarak dünyayı değiştiremeyiz. Aksine o çarkın içinde, masada ve sahada güçlü bir aktör olarak var olmak zorundayız.
Türkiye, son 25 yıla dönüp baktığımızda bu zorlu coğrafyada çok büyük bir sınav verdi. Sadece Silahlı Kuvvetlerimizin askeri gücüyle bir yere varılamayacağını anladık. Askeri başarının arkasında çok güçlü bir siyasi iradenin ve yerli-milli bir üretimin olması gerekiyordu.
Mehterin Şifresi: Kapitalist Disiplin ve İslam Realitesi
Türkiye Cumhuriyeti, arkasındaki güçlü uluslararası analiz ekibi ve devlet aklıyla yeni dünya düzeninde kendine çok özel bir alan açmıştır. Bu alanın formülü nettir:
Kapitalist sistemin öngördüğü ekonomik ve teknolojik şartlarla yola devam etmek, ancak Türk-İslam realitesini ve ruhunu asla kaybetmemek. İşte bunu başardık. Artık sadece “Siyonizme karşıyız” sloganları atmak yetmiyor. Güçlü olmak, üretmek ve sistemin içinde söz sahibi olmak gerekiyor.
Zirvedeki mehter sesi, bu büyük başarının tüm dünyaya ilan edilen şifresidir. Batı dünyasına şu mesaj verilmiştir: Sizin teknolojinizle, sizin finansal sisteminizle yarışıyoruz, savunma sanayiinde önünüze geçiyoruz; ancak bunu yaparken ne köklerimizi unuttuk ne de inancımızdan vazgeçtik.
Açıkça ifade etmek gerekir ki; küresel emperyalizme karşı duran bu yeni dünya düzeninin, bu büyük siyasi ve askeri dirilişin gerçek mihmandarı, vizyonuyla ve liderliğiyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, milli duruşu ve devlet aklıyla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve onların omuz omuza kurduğu Cumhur İttifakı’dır.
Bu siyasi analizi bügünkü siyaset içinde doğru buluyorum. Amaç bu siyaseti özüne sadık olan siyasi tercihleri ’de destekliyorum ..
Aslında bu ittifakın arkasındaki en büyük güç ise tarih boyunca bağımsızlığından ödün vermemiş olan Türk milletinin kendisidir.
İşte o liderleri karşılayan “mehter”, bu asil milletin ta kendisidir; onun öz marşı, öz ruhu ve öz kalbidir. Dünya liderlerinin zihnine kazınan o mehteran sadası, Türkiye’nin yeni dünya düzenini kendi kadim medeniyet bilinciyle disipline etme kararlılığının en görkemli nişanesidir.










