Son günlerde kamuoyunda dolaşan bazı söylemler ve sosyal medya üzerinden yayılan mesajlar dikkatle izlenmesi gereken bir noktaya geldi.Özellikle belirli tarihlerin işaret edilmesi, bazı süreçlerin “farklı anlamlar yüklenerek” kamuoyuna sunulması ve bu söylemlerin belli odaklar tarafından eş zamanlı olarak dolaşıma sokulması, ister istemez soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Siyasetçi Metin Külünk’ün sosyal medyada yaptığı uyarılar da bu noktada dikkat çekici. Bu tür mesajlar, sadece bir görüş değil; aynı zamanda kamuoyuna “dikkatli olun” çağrısıdır.
Açık konuşmak gerekirse;
son haftalarda farklı mecralarda, özellikle sosyal medya ve bazı yayın kanallarında gerilimi artıran bir dilin sistemli şekilde işlendiğini gözlemliyorum.
Ekonomik sıkıntılar, sosyal hassasiyetler ve toplumun farklı kesimlerinde oluşan memnuniyetsizlikler üzerinden bir algı oluşturulmaya çalışıldığı çok net.
Bu tür süreçlerde en büyük risk, bu hassasiyetlerin kontrolsüz bir yönlendirmeye açık hale gelmesidir.
Silivri üzerinden yapılan bazı göndermeler, yargı süreçlerinin dışında farklı anlamlar yüklenerek tartışmaya açılıyor. Oysa hukuk süreçleri kendi mecrasında ilerler ve herkes için bağlayıcıdır.
Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getirecek, sokak dili üzerinden gerilim üretecek yaklaşımlar hiçbir kesime fayda sağlamaz.
Geçmişte bu ülke benzer gerilimlerden çok şey kaybetti.
Bugün yapılması gereken; sağduyuyu korumak, provokatif söylemlere prim vermemek ve hukukun üstünlüğüne olan inancı zedelememektir.
Farklı görüşler olabilir.
Siyaset yapılır, eleştiri yapılır, tartışma olur…
Ama bu ülkenin huzuru, hiçbir siyasi hesabın önüne geçmemelidir.
Sahada, medyada ve sosyal ağlarda dolaşan bazı içerikler daha dikkatli okunmalı ve sorgulanmalıdır.
Çünkü bugün en büyük güç; doğru bilgiye ulaşmak ve sağduyuyu kaybetmemektir.










