İstanbul Atatürk Fen Lisesi öğrencileri, elektromanyetik yöntemler kullanarak rüzgar hızını ölçen yerli bir cihaz geliştirdi. Bu yenilikçi proje, Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen International Science and Engineering Fair (ISEF) yarışmasında ikincilik ödülünü kazanarak uluslararası alanda da dikkat çekti.
Projenin arkasında, lise öğrencileri Kerem Gelir, Hasan Yağız Özer ve Eren Kaygısız ile danışman öğretmenleri Mehmet Durmuş bulunuyor. Öğrenciler, yaklaşık iki yıl süren çalışmalar sonucunda rüzgar hızını ölçebilen bu cihazı hayata geçirdi. Geliştirdikleri cihaz, TÜBİTAK Liseler Arası Araştırma Projeleri Yarışması’nda Türkiye birinciliği elde ettikten sonra, uluslararası platformda ülkemizi temsil etmek üzere milli takıma seçildi.
Uluslararası Başarı
Öğrencilerin ISEF’deki başarısı, sadece ulusal değil, uluslararası düzeyde de kazandıkları ödüllerle taçlandı. Bu derece sayesinde ekip, Türkiye’deki mühendislik ve fizik bölümlerine sınavsız giriş hakkı elde etti. Proje danışmanı Mehmet Durmuş, projenin Milli Teknoloji Hamlesi’ne katkı sunma amacıyla hayata geçirildiğini belirtti.
Projenin Gelişimi
Durmuş, projeye başlamadan önce kapsamlı bir araştırma yaptıklarını ve mevcut rüzgar hızı ölçüm cihazlarını incelediklerini ifade etti. Elektromanyetik alan üzerine odaklanarak yeni bir sensör geliştirmeyi hedeflediklerini dile getiren Durmuş, düşük ve yüksek hızlarda güvenilir ölçüm yapabilen bir sistem oluşturmayı başardıklarını söyledi.
Ekip, projeyi geliştirirken üniversitelerden akademik destek de aldıklarını vurguladı. Geliştirilen sensörlerin diğerlerinden farklı özelliklere sahip olduğunu belirten Durmuş, elektromanyetik prensiplerle çalışan benzer cihazlar olmasına rağmen bu yöntemi kullanan başka bir sistemin bulunmadığını ekledi.
Sistemin Çalışma Prensibi
Hasan Yağız Özer, projelerinin temelinde elektromanyetik bir tabana dayandığını kaydetti. Hava taneciklerinin iyonlaştırılması ve daha sonra manyetik alana maruz bırakılarak potansiyel farkının ölçülmesi ile rüzgar hızı hesaplandığını açıkladı. Özer, sistemin mekanik parçalarının olmaması sayesinde hassasiyet sağladığını belirtti.
Ayrıca Özer, prototip aşamasına kadar tüm sürecin ekip arkadaşları ile birlikte yürütüldüğünü ifade etti. Prototiplerinin 3D tasarımından yazılım entegrasyonuna kadar her aşamada aktif rol aldıklarını aktardı. ISEF’deki başarılarının ardından projelerini akademik yayına dönüştürmek ve patent almak istediklerini sözlerine ekledi.
Öğrencilerin çalışmaları hem eğitim hayatlarına hem de gelecekteki kariyerlerine önemli katkılarda bulunacak gibi görünüyor. Durmuş’un belirttiğine göre bu sistem aynı zamanda insansız hava araçları gibi birçok alanda da kullanılabilecek potansiyele sahip.










