Türkiye, nesli tehlike altındaki türlerin korunması amacıyla uluslararası standartlara dayanan “kırmızı liste” çalışmasını başlattı. Bu kapsamda, 6 bin 800 türe yönelik durum değerlendirmesi gerçekleştirildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Kadir Çokçetin, ülkenin farklı coğrafi bölgeleri ve ekosistemleri sayesinde önemli bir biyolojik çeşitlilik zenginliğine sahip olduğunu vurguladı. Çokçetin, bu zenginliğin korunması için bilimsel veriler ışığında koruma çalışmalarının yapılması gerektiğini ifade etti.
“Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin korunması için kırmızı liste çalışmasını başlattık.”
Kırmızı listenin, türlerin yok olma riskini belirleyen en kapsamlı küresel koruma değerlendirme sistemi olduğunu belirten Çokçetin, bu süreçte türlerin dağılımı, popülasyon durumu ve karşılaştıkları tehditlerin uzman görüşleriyle değerlendirildiğini açıkladı.
Kırmızı Liste Çalışmalarının Hedefi
Kırmızı liste çalışmalarının önemli çıktılarından biri olan “Kırmızı Liste İndeksi”, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin zaman içindeki durumunu izlemeye olanak tanıyacak. Çokçetin, ulusal kırmızı listelerin oluşturulmasında IUCN kriterlerini esas aldıklarını söyledi.
Çalışmaların iki aşamada gerçekleştirileceğini belirten Çokçetin, ilk aşamada hızlı değerlendirmelerin yapıldığını ve ikinci aşamada türlere ilişkin IUCN formlarının hazırlandığını kaydetti. Bu sürecin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiği bildirildi.
Elde Edilen Verilerin Önemi
Kırmızı listenin hazırlanmasında mevcut bilimsel literatür ile saha kayıtlarının kullanıldığını aktaran Çokçetin, türlerin yaşam alanları ve güncel tehditlerinin değerlendirildiğini ifade etti. Yapılan değerlendirmelerde damarlı bitkilerde 5 bin 676, kuşlarda 387, memelilerde 174, amfibilerde 32, sürüngenlerde 146 ve kelebeklerde ise 385 türün yer aldığı belirtildi.
“Değerlendirilen türlerin yüzde 67’si tehdit kategorileri içinde yer alıyor.”
Bu oranlar arasında nesli tehlike altında bulunan türlerin yüzde 22’sinin kritik, yüzde 14’ünün tehlikede ve yüzde 31’inin hassas kategorisinde olduğu bilgisi verildi. Çokçetin, bu çalışmaların Türkiye’nin eşsiz biyolojik çeşitliliğini korumak amacıyla sürdürüleceğini vurguladı.
Biyolojik Çeşitlilik İçin Kolektif Çaba
Doğa Koruma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Zeydanlı da yapılan çalışmanın önemine değindi. Zeydanlı, IUCN metodolojisini kullanarak türlerin tehlike kategorilerini belirlediklerini ifade etti. Bu değerlendirmenin doğal kaynak kullanımı veya koruma çalışmaları açısından rehber niteliğinde olacağını belirtti.
Zeydanlı ayrıca, Türkiye’nin hemen her üniversitesinden yaklaşık 300 akademisyenin projeye katkı sağladığını duyurdu. Biyolojik çeşitliliğin korunmasının kolektif bir çaba gerektirdiğini vurgulayan Zeydanlı, kamunun ve bireylerin de bu konuda sorumluluk taşıdığını belirtti.










