Suudi Arabistan ve Lübnanlı uzmanlar, Mekke Anlaşması’nın bölgedeki güvenliği artırma potansiyeline dikkat çekti. Uzmanlar, bu anlaşmanın yalnızca Lübnan için değil, genel olarak Orta Doğu için kritik bir adım olduğunu vurguladı.
TRT World Forum 2026’da görüşlerini paylaşan uzmanlardan Danya Kulaylat Hatib, Mekke Anlaşması’nın İsrail’in yayılmacılığını durdurmanın en etkili yolu olduğunu ifade etti. Hatib, “Bu anlaşma, güvenlik ve istikrara büyük katkılar sağlayabilir” dedi.
İsrail’e Baskı Yapmak İçin Birlik Olunmalı
Anlaşmanın bölgede istikrar sağlama açısından önemli bir rol üstlendiğini belirten Hatib, “Bölgesel bir güvenlik mimarisine ihtiyaç var” sözleriyle bu ihtiyacın karşılanması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca, Mekke Anlaşması’nın ilerleyen dönemlerde İran’ı da kapsayabileceği öngörüsünde bulundu.
“İsrail’e baskı yapmak için bölgesel blok şart”
Hatib, bugüne kadar yalnızca ABD’ye bel bağlandığını ancak bunun yeterli olmadığını vurgulayarak, “Bölge ülkeleri olarak bir araya gelmeli ve İsrail üzerinde caydırıcılık oluşturacak bir yapı inşa etmeliyiz” dedi.
Küçük Ülkeler İçin Hayati Güvence
Lübnan’ın ordusunun sınırlı kaynaklara sahip olduğunu hatırlatan Hatib, Mekke Anlaşması gibi bir yapı içinde yer almanın onlara güvenlik sağlayacağını belirtti. Bu yapının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi güçlü ülkeleri içermesinin önemine de değindi.
Hatib, “Lübnan ordusu yalnız başına İsrail’e karşı koyamaz. Ancak bu paktın parçası olduklarında caydırıcı bir güç kazanacaklar” şeklinde konuştu.
Doğu Akdeniz’de İşbirliği Fırsatları
Bölgedeki deniz yetki alanları meselelerinin karmaşık siyasi dengeler içerdiğini belirten Hatib, Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin güçlenmesinin Doğu Akdeniz’de uzlaşıyı kolaylaştırabileceğini söyledi. Ayrıca Lübnan’ın Suriye ve Mısır ile işbirliği yapmasının krizin çözümüne katkıda bulunabileceğini ifade etti.
“Diplomasi, savunma ve caydırıcılık”
Mekke Anlaşması’nın taraf ülkelerin kendilerini korumak amacıyla oluşturduğu bir yapı olduğuna dikkat çeken Suudi Arabistan’ın eski Büyükelçisi Ali Awadh Asseri ise bu ittifakın hiçbir ülkeyi hedef almadığını belirtti. Asseri, Suudi Arabistan’ın güçlü ekonomik kaynakları ve Türkiye’nin savunma sanayisi ile birlikte kurulan bu ortaklığın önemli olduğunu kaydetti.
Lübnan’da Reform Beklentileri
Anlaşmanın şu aşamada Lübnan’ı doğrudan kapsamadığına vurgu yapan Asseri, ülkenin kritik bir siyasi süreçten geçtiğini ifade etti. Riyad’ın Beyrut ile olan yakın ilişkilerinin önemine dikkat çeken Asseri, Lübnan’da halkın beklentilerine cevap verecek etkili bir hükümetin gerekli olduğunu belirtti.
Asseri ayrıca, Lübnan’ın coğrafi konumu sayesinde yabancı yatırımcıların ilgisini çekebileceğini öngördüğünü ifade etti. Bu bağlamda istikrarın sağlanmasının bankacılık ve sanayi alanındaki sorunların aşılmasına katkıda bulunacağını dile getirdi.
Bölgesel İşbirliği Potansiyeli
Mekke İttifakı’nın bölgesel barış açısından stratejik bir kazanım sunduğunu söyleyen Dr. Abdullah Musab Şahin ise bu ittifakın devletler arasında karşılıklı sorumluluk esasına dayalı kurumsal işbirliğine dönüşme potansiyeline dikkat çekti. Şahin, Lübnan’daki siyasi aktörlerin bölgesel desteklere bağlı olarak tutumlarını şekillendireceğini belirtti.










