74 yaşındaki Sabriye Çap, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Marmara Depremi’nde kaybettiği oğlu ve gelininin acısını hâlâ yüreğinde taşıyor. Gölcük merkezli depremin üzerinden geçen 27 yıl, onun için her anı hatırlatan bir yas süreci oldu.
Deprem sırasında Erenler ilçesinde bulunan evinde olan Çap, oğlu Hasan ve gelini Nilüfer’in enkaz altında kalmasından dolayı büyük bir kayıp yaşadı.
“Günlerimizi geçirdik, bu zamana kadar geldik. Acıyla kavrularak geliyorsun, her zaman aklında.”
diyerek, yaşadığı derin acıyı ifade etti.
Olay günü kendisine motosiklet çarpan Çap, oğlu Hasan tarafından hastaneye götürüldüğünü anlattı. Depremin aniden başladığını belirten Çap, evdeki oğlunu uyandırmaya çalıştığını ve dışarı çıkmanın imkânsız olduğunu vurguladı. “Evdeki diğer oğlumu ve ailesini kurtarmaya çalışırken kapının önüne düşen eşyalar nedeniyle zorlandık,” dedi.
Depremin Yıkıcı Etkisi
Çap, deprem sonrası dışarı çıktığında gördüğü manzaranın dehşet verici olduğunu belirtti: “Dışarıya çıktık ki kıyamet kopmuş. Her taraf yerle bir olmuştu.” Oğlunun yaşadığı eve gittiğinde yaşadığı duyguları ise şöyle ifade etti: “O evin halini görünce ‘Bu nedir?’ diyorsun. Hayatım hep ağlamakla geçti.”
Aynı binada yaşayan akrabalarının sağ kurtulmasını bir nebze olsun teselli bulduğunu paylaşan Çap,
“Evlat acısı hiçbir şeye benzemez.”
diyerek kaybının ona verdiği derin yarayı dile getirdi.
Her Yıl Aynı Acı Yeniden Yaşanıyor
Her yıl 17 Ağustos sabahını zor geçirdiğini söyleyen Çap, o gün Kur’an-ı Kerim okuduğunu belirtti. Ailevi kayıplarına rağmen evlat acısının başka bir boyutta olduğunu vurgulayan Çap, “Arkadaşlarımızla konuştuğumuzda acılarımız tekrarlanıyor. Bu acı geçmez, bitmez,” ifadelerini kullandı.
Gelinine olan sevgisini de dile getiren Çap, “Oğlumla gelinimin acısını ölçüyorum ama bu mümkün değil,” diyerek duygularını paylaştı. Rize’den gelen gelininin çok iyi bir insan olduğunu ve cenazesine kimsenin katılmadığını söyledi. “Gelinin annesiyle babası da buradaydı; gitmeselerdi onlar da o evde olacaktı,” diyerek düşüncelerini aktardı.










