İYİ Parti’nin düzenlediği “İYİ Gelecek İçin Emek Çalıştayı” sona erdi. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, çalıştayın kapanışında önemli açıklamalarda bulundu.
Dervişoğlu, emek konusunun insan onuruyla doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, “
“Emek, insan onuruyla doğrudan ilişkilidir. Bir insan çalışıyor, üretiyor, yıllarını veriyor ama emeğinin karşılığını alamıyorsa, mesele sadece ekonomik değildir. Aynı zamanda bir adalet meselesidir.”
” dedi.
Çalıştayda, Türkiye’deki farklı emek örgütlerinin bir araya geldiğini vurgulayan Dervişoğlu, mevcut sistemin haksızlıklar içerdiği konusunda fikir birliğine varıldığını ifade etti.
Emeklilikte Adaletsizlikler
Dervişoğlu, düşük emekli aylıkları ve güncelleme katsayılarındaki adaletsizliklerin emeklileri açlık sınırına mahkum ettiğini dile getirdi. En düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu belirtirken, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 37 bin 801 lira olduğunu açıkladı.
“Asıl sorun kök aylık sistemindedir,” diyen Dervişoğlu, emeklilerin bankamatikten çektiği paranın artmadığını ifade ederek, “Yani emekliye fiilen sıfır zam dayatılıyor,” şeklinde konuştu. Kök aylık hesaplamalarının düzeltilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Gençlerin İşsizlik Sorunu
Dervişoğlu, gençler için “esnaf kurye” modeli uygulamasının sorunlar yarattığını belirtti. Bu durumun güvencesiz çalışma koşullarına yol açtığını ve toplumda yeni bir sınıf oluşturduğunu vurguladı.
“Güvencesiz, geleceğini planlayamayan yeni bir sınıf oluşuyor,” diyen Dervişoğlu, bu kitle büyüdükçe ekonominin yanı sıra demokrasinin de zarar göreceğini ifade etti.
Üretim Ekonomisine Geçiş Vurgusu
Dervişoğlu, mevcut modelden yüksek katma değerli ve AR-GE odaklı gerçek bir üretim ekonomisine geçilmesi gerektiğini söyledi. Gençlerin okuldan işe geçişini destekleyen istihdam garantileri ile kadınlar için erişilebilir kreş ve bakım ağlarına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Dervişoğlu ayrıca, bakım emeğinin sosyal güvenlik sisteminde yer bulması gerektiğini vurguladı: “Bakım emeğinin sosyal güvenlik sisteminde karşılık bulması, eve hapsedilen emeğin görünür hale getirilmesi şarttır.” dedi.
“Bugün bize düşen görev, emeği maliyet kalemi olarak gören bir anlayıştan emeği kalkınmanın, refahın ve toplumsal adaletin merkezine koyan bir anlayışa geçmektir.”
Son olarak Dervişoğlu, çalışanların yalnızca geçinebileceği değil, geleceğe güvenle bakabileceği bir düzenin kurulmasının zorunlu olduğunu sözlerine ekledi.










