Türkiye, deniz çayırlarının korunması ve onarımında yeni bir model geliştirdi. Bu model, deniz çayırlarının kapladığı alan, yaş yapısı, karbon depolama yeteneği ve insan etkilerini göz önünde bulundurarak öncelikli koruma alanlarını belirlemeyi amaçlıyor.
Akdeniz’e özgü olan Posidonia oceanica türü, birçok deniz canlısına yaşam alanı sunarak kıyı ekosisteminin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu çayırların kaybı, sadece bir habitatın değil, aynı zamanda pek çok canlı türünün de olumsuz etkilenmesine yol açıyor.
Karbon Depolama Özelliği
Posidonia oceanica, kökleri ve rizomları aracılığıyla uzun yıllar boyunca karbon depolayarak önemli bir mavi karbon alanı oluşturuyor. Bu nedenle, deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmalar, biyolojik çeşitliliğin yanı sıra uzun süreli karbon depolarının da geleceği açısından kritik önem taşıyor.
Bu bağlamda Garanti BBVA ve DenizTemiz Derneği/TURMEPA işbirliğiyle yürütülen Mavi Nefes Projesi kapsamında “Ulusal Deniz Çayırı Posidonia Oceanica Önceliklendirme İndeksi” geliştirildi. Proje, Göcek’teki deniz çayırlarının korunması ve restorasyonu için öncelikli alanların belirlenmesine odaklanıyor.
Modelin Geliştirilmesi
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergün Taşkın liderliğinde hazırlanan bu modelde, dört temel bileşen bir arada değerlendiriliyor: çayırların kapladığı alan ve sürekliliği, yaş yapısı, karbon depolama kapasitesi ve insan kaynaklı baskılar. Modelin sonuçları, deniz çayırlarının bulunduğu alanları dört kategoriye ayırıyor: kritik müdahale gerektiren bölgeler, restorasyon önceliği olan alanlar, yüksek koruma önceliğine sahip bölgeler ve mutlak koruma zonları.
“Bu model ortamın kalitesini değerlendirmekten ziyade, mevcut imkanları hangi bölgelere yönlendirmemiz gerektiğini belirlemek için geliştirildi.”
Prof. Dr. Taşkın, bu modelin amacının müdahale ve koruma önceliklerini belirlemek olduğunu vurguladı. Ayrıca sonuçların çayırların önem derecesini yargılamak için kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Saha Çalışmaları ve İlk Uygulama
Modelin saha çalışmaları ile elde edilen gerçek verilerle geliştirildiğini belirten Taşkın, ilk uygulamanın Fethiye Göcek bölgesinde gerçekleştirildiğini ifade etti. Kille Koyu, Tersane Adası ve Kızılada’daki üç istasyonda yapılan analizlerde tüm bölgelerin restorasyon önceliği taşıdığı sonucuna ulaşıldı.
Bölgedeki en büyük baskılardan birinin demirleme ve çapalama olduğunu söyleyen Taşkın, Fethiye Göcek’teki bu faaliyetlerin deniz çayırları üzerindeki etkilerini vurguladı. Ayrıca atık su deşarjları ve balık çiftlikleri gibi diğer baskı unsurlarının da çayırlar üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini kaydetti.
Gelecekteki Hedefler
Modelin Türkiye’nin diğer kıyılarında da uygulanması hedefleniyor. Böylece karar vericilere deniz çayırlarının yönetimi konusunda daha sağlam veriler sunulması planlanıyor. Prof. Dr. Taşkın, deniz çayırlarının yalnızca haritalanan habitatlar olarak değil; düzenli izlenen doğal mavi sermaye alanları olarak yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Ayrıca Taşkın, bu çayırların iklim değişikliğiyle mücadelede de önemli bir rol oynadığını ve kökleri aracılığıyla uzun süreli karbon depoladığını sözlerine ekledi.










