İzmir’in simgelerinden biri olan Saat Kulesi, 125 yıldır aynı mekanizmayla çalışarak kentin tarihine tanıklık ediyor. Konak Atatürk Meydanı’nda yer alan bu tarihi yapı, ilk günkü çalışma prensibini koruyor.
1 Eylül 1900’de temeli atılan ve bir yıl sonra açılışı yapılan saat kulesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından şehir için önemli bir sembol olarak değerlendirilmektedir. Fransız mimar Raymond Charles Pere tarafından tasarlanan kule, Kuzey Afrika ve Endülüs mimarisinin etkilerini yansıtıyor.
Kule Hakkında Teknik Bilgiler
Konak Atatürk Meydanı’nda 81 metrekarelik bir tabana inşa edilen kule, 21 metre 12 santimetre yüksekliğiyle dikkat çekiyor. Yapının dört basamaklı mermer platformu ve sekizgen kaidesinde, küçük sütunların taşıdığı at nalı kemerli sebiller, üçer çeşme kurnası ve fıskiyeli havuzlar yer alıyor.
125 yıllık geçmişinde İzmir’de meydana gelen depremlerden de etkilenen saat kulesi, özellikle 1929 yılında durması üzerine Almanya’dan getirilen bir saat ustası sayesinde yeniden çalıştırıldı.
Saatin Bakımı ve Ustası
1994 yılından bu yana kuledeki saatin bakımını yapan Feti Pamukoğlu, mekanizmanın detaylarını en ince ayrıntısına kadar tanıyor. Pamukoğlu, “Mekanik olarak aslını yitirmeyen ve ilk günkü gibi çalışan nadide saatlerden biri” ifadeleriyle kuleyi tanımlıyor.
“Kulenin çalışmadığı anların hemen fark edildiğini söylüyor.”
68 yaşındaki saat ustası, artık yalnızca arızaları gidermekle kalmadığını, sorunları önceden tespit etmek için de çaba sarf ettiğini belirtiyor. Pamukoğlu, “Burası bizim evladımız gibi. Mutlaka bakımlarını yapmamız lazım,” diyerek sorumluluğunu vurguluyor.
Kulenin dördüncü katının altında bulunan saatler, dört ayrı yöne bakan 75 santimetre çapındaki saatleri tek bir mekanizma çalıştırıyor. Bu mekanizma 22 dişli çarktan oluşuyor ve ağırlık ile yer çekimi prensibiyle işliyor. Altı günde bir kurulması gereken mekanizma, üç ayda bir periyodik bakımdan geçiriliyor.
Kentteki Önemi
Pamukoğlu, kulenin her gün binlerce kişinin önünden geçtiğini ve herkesin fotoğraf çektirdiği bir yer olduğunu ifade ediyor. “Saat durmuş” şeklindeki telefonların sabah erken saatlerde başladığını belirten Pamukoğlu, halkın bu tarihi yapıya olan duyarlılığını gözler önüne seriyor.










