Özel Sağlık Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kadir Biberoğlu, toplumda oldukça yaygın görülen demir eksikliği anemisinin, tedavisi ihmal edildiğinde yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürdüğünü belirterek, bu hastalıkta sürekliliğin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
Demir eksikliği anemisinin tedavisinin kısa sürede tamamlanmadığını ifade eden Prof. Dr. Biberoğlu, kalıcı iyileşme için yaklaşık 6 ila 9 aylık bir tedavi sürecinin gerektiğini söyledi. Kansızlığın yalnızca düşük hemoglobin değerleriyle değil, altta yatan nedenlerin ortaya konulmasıyla doğru şekilde tedavi edilebileceğine dikkat çekti.
Belirtiler Hafif Başlayıp Zamanla Artabiliyor
Demir eksikliği anemisinin farklı belirtilerle kendini gösterebildiğini dile getiren Prof. Dr. Biberoğlu, “Halsizlik, solukluk, baş dönmesi, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı ve kas krampları en sık karşılaştığımız şikâyetlerdir. Hastalık ilerledikçe bu belirtiler daha belirgin hale gelir” dedi.
Kemik iliğinin alyuvar üretiminde yetersiz kalabildiğini ya da alyuvarların normal süresinden daha erken dolaşımdan çekilebildiğini belirten Biberoğlu, demir eksikliğinin en yaygın nedeninin gizli ya da açık kan kayıpları olduğunu ifade etti.
Kadınlarda ve Sindirim Sisteminde Risk Daha Yüksek
Kadınlarda uzun süren ve yoğun adet kanamalarının, gebeliklerin ve düşüklerin demir eksikliğine sık neden olduğunu aktaran Prof. Dr. Biberoğlu, gebelikte ortalama 500 mg demir tüketildiğini hatırlattı. Ayrıca mide asidinin azalması, mide koruyucu ilaçların uzun süreli kullanımı ve bazı romatizma ilaçlarının da demir emilimini düşürdüğünü belirtti.
Sindirim sistemi kaynaklı küçük ama sürekli kan kayıplarının fark edilmeden kansızlığa yol açabileceğini ifade eden Biberoğlu, “Dışkıda belirgin renk değişimi olmadan gerçekleşen bu kanamalar zamanla ciddi demir kaybına neden olabilir” dedi.
Tedavide Asıl Neden Mutlaka Araştırılmalı
Demir eksikliği anemisi saptanan erişkinlerde yalnızca demir takviyesi verilmesinin yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Biberoğlu, “Mutlaka kan kaybına yol açan esas neden bulunmalıdır. Kadın hastalarda jinekolojik değerlendirme yapılmalı; erkek hastalarda ve kadın hastalığı bulunmayanlarda mide ve kalın bağırsak incelemeleri ihmal edilmemelidir. Bu tetkikler, özellikle kolon kanserinin erken tanısı açısından son derece önemlidir” diye konuştu.
“Tedaviyi Erken Bırakmak En Sık Yapılan Hata”
Demir tedavisinin mutlaka doktor kontrolünde ve önerilen süre boyunca sürdürülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Biberoğlu, hastaların en sık yaptığı hatanın kan değerleri düzelince tedaviyi bırakmak olduğunu söyledi.
“Demir tedavisi genellikle aç karına uygulanır. İlk iki haftada kan değerleri yükselmeye başlar, 4–6 haftada belirgin düzelme görülür. Ancak bu noktada tedavinin kesilmesi depoların dolmasını engeller. Doğru olan, şikâyetler geçse bile tedavinin 6–9 ay boyunca sürdürülmesidir” ifadelerini kullandı.








