Karanlığın üzerine yürüyen yiğit Anadolu kızı, Cansu Savcı’ya selam olsun.
Bu ülkenin vicdanını yaralayan 6 yıldır aydınlatılamayan Gülistan Doku dosyası…
Artık sadece bir kayıp vakası değil,üstü örtülmeye çalışılan bir gerçeğin sembolü haline gelmişti.
Gülistan Doku gibi yıllarca karanlıkta bırakılmış,
ucu nereye varacağı, kime dokunacağı herkesçe bilinen bir dosyada;
“Kim ne der, karşımda kim var?” diye bir an bile tereddüt etmedi.
İşte o meşhur dik duruşu ve güçlü yüreği tam burada devreye girdi.
Bu dava artık sadece bir kayıp dosyası değil; Cansu Savcı’mın sarsılmaz duruşuyla,
devletin içindeki erozyona karşı verdiği bir haysiyet mücadelesi olmasıyla başladı.
Yıllardır faili meçhul kalan bir kadın dosyasına yeniden dokunmak,
o karanlığı dağıtmak…
Herkesin cesaret edemeyeceği bir adımdır.
Kimin ne kadar nüfuzlu olduğuna, hangi makamın arkasına saklandığına bakmaksızın;
“Adalet yerini bulsun, varsın kıyamet kopsun” dedin.
O güçlü yüreğiyle dokunulamaz denilen yerlere neşter vurdu; uykusuz gecelerini bu ülkenin namus borcuna feda ettin.
Savcım…
Senin bu korkusuzluğun, o karanlık odaklara verilmiş en büyük cevaptır.
Sen, ucu kime giderse gitsin o ipin ucunu bırakmayacağını göstererek,
bu halkın gerçek koruyucusu olduğunu kanıtladın.
Sen, siyasal erozyonun yıkmak istediği adalet köprüsünü yeniden inşa ettin.
Adın gibi “can” oldun, nefes oldun.
Senin o dik duruşun karşısında eğilecek tek şey,
haksızlığın karşısında titreyen suçluların başıdır.
Bu millet senin arkanda, bu dualar seninle…
Sen bu ülkenin vicdanısın, Yolun adalet, kaleminin ucu daima keskin olsun.










