İstanbul’da 86 yaşındaki Sabahat Ekerci, 45 yılını devlet korumasındaki çocuklara adadı. Oğlunu trafik kazasında kaybettikten sonra gönüllü çalışmalara yönelen Ekerci, bu süreçte karşılaştığı bir çocukla hayatının dönüm noktasını yaşadı.
Oğlunun vefatından sonra duygusal zorluklarla baş etmeye çalışan Ekerci, bir komşusunun daveti üzerine Üsküdar’daki yardımseverler derneğinde gönüllü olmaya başladı. İlk etapta yaşlılarla ilgilenen Ekerci, zamanla çocuklarla olan etkileşiminin kendisine enerji verdiğini fark etti.
Çocuk Yuvalarındaki Dönüşüm
Çocuk yuvalarına giderek oradaki çocuklarla vakit geçiren Ekerci, onların ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmeye başladı. Bu süreçte, oğluna benzeyen bir delikanlıyla tanışması, onun için önemli bir değişim yarattı. Bu çocuğa duyduğu sevgi ve bağlılık, onu daha fazla gönüllü çalışmaya yönlendirdi.
“Seni oğluma benzettim, evladımın yerine koydum”
Ekerci, bu karşılaşmanın ardından çocuk yuvasına daha sık gitmeye başladı ve oğlunun sevgisini devlet korumasındaki çocuklarla paylaşabileceğini düşündü. Bayramlarda ve özel günlerde çocukların ihtiyaçlarını karşıladı; onlara yemekler hazırladı ve onları kendi evlatları gibi benimsedi.
Sosyal Hayata Katılım
Çocukları plajlara götüren ve çeşitli etkinlikler düzenleyen Ekerci, gönüllülük faaliyetlerini çevresindeki insanlara da yayarak daha fazla destek topladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile iş birliği yaparak hayırseverleri harekete geçirdi.
Eğitim konusuna da büyük önem veren Ekerci, ihtiyaç sahibi çocukların eğitimine katkıda bulunmak için kendi ailesinden yardım istedi. Bu sayede beş öğrencinin eğitimini tamamlamasına destek oldu.
Gönüllülük Süreci ve Deneyimleri
Ekerci, bugün de örgü örerek ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırıyor. Hazırladığı kazak ve hırkaları Anadolu’nun farklı bölgelerindeki çocuklar için gönderiyor. Gönüllülük sürecinin kendisi için ne denli değerli olduğunu ifade eden Ekerci, “Elimden ne geliyorsa yapıyorum” diye belirtti.
“Allah tarafından itildim.”
Ekerci’nin yıllar içinde unutamadığı anılarından biri, yemek sırasında bir çocuğun annesinin yaptığı yemeğin tadını özlediğini dile getirmesiyle oluştu. Bu durum onu derinden etkileyerek gönüllülüğün önemini bir kez daha hatırlattı.
Sonuç olarak, Sabahat Ekerci’nin hikayesi yalnızca bireysel bir kaybın ardından başlayan bir yolculuk değil; aynı zamanda birçok çocuğun hayatına dokunan bir sevgi öyküsüdür. Çocukların hayatlarına dokunmanın ona yaşam sevinci verdiğini belirten Ekerci, gelecekte de bu yardımları sürdüreceğini ifade etti.










