ABD Dışişleri Bakanlığı’nın İsrail’e 12 bin adet BLU-110 satışını onaylaması savunma çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Yaklaşık 151,8 milyon dolarlık satış paketinde ana yüklenici olarak Repkon USA isminin yer alması, özellikle Türk savunma sanayii ile bağlantı iddiaları nedeniyle tartışmalara neden oldu.
Kongre onayı olmadan “acil ihtiyaç” kararı
Satışın, Donald Trump yönetimi döneminde kullanılan “acil ihtiyaç” prosedürü kapsamında Kongre onayı beklenmeden gerçekleştirildiği belirtildi. Paket kapsamında yer alan mühimmatların bir bölümünün yeni üretim olmadığı, doğrudan ABD Hava Kuvvetleri envanterinden İsrail’e sevk edileceği ifade edildi.
Bu durum, satışın klasik şirket-müşteri ilişkisi yerine hükümetten hükümete (G2G) modeline yakın bir yapıda gerçekleştiğini ortaya koydu.
Repkon USA detayı tartışma başlattı
ABD Dışişleri’nin açıklamasında ana yüklenici olarak Repkon USA adının geçmesi, birçok medya kuruluşunda “Türk şirket ABD üzerinden İsrail’e mühimmat sağlıyor” şeklinde yorumlandı.
Şirketin, Türk savunma sanayii firması Repkon ile bağlantılı olması bu yorumların daha da yayılmasına neden oldu. Repkon USA’nin ABD’de mühimmat gövdesi üretimi yapan ve Amerikan savunma ekosistemine entegre çalışan bir şirket olduğu biliniyor.
“Son kullanıcı ABD Hava Kuvvetleri” açıklaması
Şirket tarafından yapılan açıklamada, söz konusu mühimmatlar için aktif sözleşmenin yalnızca ABD Hava Kuvvetleri ile olduğu vurgulandı. Açıklamada, sözleşmede yer alan Son Kullanıcı Belgesi (End User Certificate) kapsamında nihai kullanıcının ABD Hava Kuvvetleri olarak göründüğü belirtildi.
Savunma sanayii prosedürlerine göre bu belge, üretilen mühimmatın kime teslim edileceğini hukuki olarak bağlayıcı nitelik taşıyor.
ABD envanterinden satış yaygın bir yöntem
Uzmanlara göre ABD’nin kendi askeri envanterindeki mühimmatları müttefik ülkelere satması sık kullanılan bir yöntem. Bu nedenle satış paketinin yapısı incelendiğinde, Repkon USA’nin doğrudan İsrail’e mühimmat tedarik ettiği yönündeki iddiaların teknik olarak doğru olmadığı ifade ediliyor.
Ancak ABD’nin, son kullanıcı belgesinde yer alan bilgilerden farklı şekilde mühimmatı başka bir ülkeye sevk etmesi ihtimali, hukuki ve siyasi tartışmaların sürmesine yol açıyor.










