Yıl 1997 o gün akşam ezanı okundu ‘mu bilemiyorum fakat “Nisan” Baharın müjdesi bir ay, İstanbul çok soğuk. Ankara’da kar yağışı mevcut. Komşumuza misafirlikteydik, televizyon ‘da ani bir son dakika gelişmesi ile Alparslan Türkeş’in aracında, kalp krizi geçirdiği hastaneye kaldırıldığını anonsu geçti.
Ülkücü hareketin başbuğu idealist milliyetçi, fikir adamı,9.Işık doktrini önemli savunucusu Alparslan Türkeş, 4.Nisan.1997 yılında 80 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Türkiye bir anda ayağa kalktı. Olduğumuz yerde dona kaldık, dualar, Başkent Hastanesi (Ankara) bahçesine 1 saat içinde 10 binlerce kişinin yığılması gittikçe kalabalık hale gelen Ankara.
Şok ‘tayız telefonlar durmuyor. “Vatan yahut Silistre” romanı geldi aklıma, gençlik yıllarım ‘da görmüştüm kendisini, sert yüzünün ifadesi asker olmasından kaynaklı bir duruştu. Konuştuğu zaman bir karıncayı inceltmeyecek kadar efendi, nazik, düzgün, inanılmaz dolu, öngörüsü yüksek bir Devlet adamıydı. Türkiye’nin jeopolitik önemini her konuşmasında dile getiriyordu. Bir konuşması veya yazdığı bir Eser’de o kadar geleceği gören bir ışık tecrübeydi ‘ki; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin yıkılacağını 30 yıl önce görmüş bunu vurgulamıştı. Ülkücü Hareket, önemli bir dava hareketidir.

Bu davanın ardından çok büyük bedeller bu vatan için ödenmiştir.
Biz bu hareketin bir “tanesi” olduk. Fakat çok önemli siyasetin içinde abilerimizi, dostlarımızı tanıdık, dinledik Devlet terbiyesini, makama saygıyı öğrendik. Bu davayı doğru anlamak için “dokuz ışık doktrini” okumak gerekir.8 Nisan 1997’de düzenlenen cenaze törenine 2,5 milyondan fazla Türkiye’nin ve yurtdışından katılan her siyasi partinin içinde bulunan Ülkücüler katıldı. Dualar, tekbirler, sloganlar ile Ankara caddelerini kabrine kadar inlettik.Gençliğimiz’de hareketin önemli ismi #Cemal Dönmezer abimize selam olsun.

Saygılarımla
Metin ŞENDİL.










