Türkiye, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaşı yakından izliyor. Ankara açısından en kritik risk, çatışmanın tırmanarak tüm bölgeyi içine alacak şekilde genişlemesi.
“En olumsuz senaryo bölgesel istikrarsızlık”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2 Mart’taki açıklamasında Türkiye için en olumsuz senaryonun, çatışmanın tırmanarak İran’la birlikte tüm bölgeyi kapsayan bir istikrarsızlık ortamına dönüşmesi olduğunu vurguladı.
Ankara’ya göre savaşın yayılma riskini artırabilecek en önemli faktörlerden biri, İran’ın Körfez’de ABD üslerinin bulunduğu ülkelere ve enerji altyapılarına yönelik saldırılar düzenlemesi.
Enerji arzı ve ekonomik riskler
Türkiye açısından bir diğer kritik başlık enerji güvenliği.
-
İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi
-
Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi aksama yaşanması
hem Türkiye ekonomisi hem de küresel enerji arz güvenliği için önemli riskler barındırıyor.
Diplomasi trafiği hızlandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile temaslarda bulundu.
Görüşmelerde:
-
Diplomasiye dönülmesi çağrısı
-
Ortadoğu’nun bölgesel bir savaşı kaldıramayacağı vurgusu
-
Küresel risklerin önlenmesi için uluslararası toplumun rolü
ön plana çıktı.
Türkiye’nin pozisyonu
Ankara’nın yaklaşımı üç temel eksende şekilleniyor:
-
Çatışmanın yayılmasını önleme
-
Enerji ve ekonomik riskleri minimize etme
-
Diplomatik kanalları açık tutma
Türkiye ayrıca, İran’ın ABD üzerinde baskı kurmak amacıyla Körfez ülkelerine misillemede bulunmasının bu ülkeleri ABD-İsrail çizgisine daha fazla yaklaştırabileceği ve bunun bölgesel dengeleri Türkiye aleyhine etkileyebileceği görüşünde.
Genel çerçevede Ankara, askeri pozisyon almaktan ziyade diplomatik çözüm ve bölgesel istikrar vurgusunu öne çıkaran bir politika izliyor.










