Bugün Muhsin Başkan’ı konuşurken, sadece bir siyasi lideri anlatmıyoruz.Benim için o, bir makamdan öte bir dava adamıdır.
Onu anlatan ne koltuğudur ne de unvanı…
Onu anlatan; yaşadığı onca zorluğa rağmen yüzünden eksik olmayan o samimi tebessümüdür.
Çok bedel ödedi.
Çok mücadele verdi.
Ama hiçbir zaman duruşundan taviz vermedi.
Onun Davası Neydi?
Muhsin Yazıcıoğlu’nun davası çok netti:
Nizâm-ı âlem ve İ’lây-ı kelimetullah.
Ben hep şuna inanırım; bir insanı anlamak istiyorsanız sözlerine değil, duruşuna bakacaksınız.
Muhsin Başkan’ın öyle bir sözü var ki, her şeyi tek cümlede anlatır:
“Milliyetçiliğin içinde İslam yoksa o iş boştur.”
Bu söz bir ifade değil…
Bir hayatın özetidir.
Bu Dava Nereden Geliyor?
Bu dava bugün başlamış bir dava değil.Kökleri çok eskilere dayanır.
Oğuz Han’dan,Hoca Ahmet Yesevi’den,Şeyh Edebali’den,
Hacı Bayram-ı Veli’den,Akşemseddin’den süzülerek gelen bir anlayıştır.
Mesele sadece siyaset değildir.
Mesele bir medeniyet meselesidir.
Türk töresiyle nizam vermek,Adaleti hâkim kılmak,İnsanı merkeze alan bir düzen kurmak…
İşte Muhsin Başkan’ın yürüdüğü yol buydu.
Bir Duruşun Bedeli
Bu yolda yürümek kolay değildi.
Muhsin Başkan bunun bedelini hayatıyla ödedi.
25 Mart 2009…
Hâlâ zihinlerde netleşmeyen, hâlâ soru işaretleri barındıran bir gün.
Resmî kayıtlarda “kaza” denildi.
Ama toplumun vicdanında bu olay hiçbir zaman tam anlamıyla karşılık bulmadı.
Geçmişte de benzer acıları yaşadık.
Uğur Mumcu suikastında farklı iddialar gündeme geldi; kimi zaman İran, kimi zaman başka yapılar konuşuldu.
Bugün de görüyoruz ki bazı olaylar sadece görünen yüzüyle kalmıyor.Derinlikleri zaman içinde ortaya çıkıyor.
Ben kesin hüküm vermem.Ama şunu açıkça söylerim:
Bu kadar büyük bir dava adamının hayatını kaybettiği bir olayın, bu kadar soru işaretiyle kalması normal değildir.
Sormamız Gereken Soru
Bugün asıl sormamız gereken şu:
Muhsin Başkan neden hedef oldu?
Hangi duruş, kimi rahatsız etti?
Cevaplar bugün net olmayabilir…
Ama bir gün mutlaka ortaya çıkacaktır.
Benim için Muhsin Yazıcıoğlu;siyasetin ötesinde bir isimdir.
Bir davanın temsilcisidir.Bir duruşun adıdır.
Ve bu duruşun adı şudur:
İnandığı gibi yaşamak.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.








