California Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatem Bazian, Gazze’de yaşanan çatışmaların Batı’nın Müslümanlara yönelik tutumundaki çifte standartları açığa çıkardığını ifade etti. Bazian, “Gazze’deki savaş, dünya düzeninin ne kadar İslamofobik olduğunu gözler önüne serdi,” dedi.
Bazian, İslamofobi kavramını, Müslümanların toplumda ırksal hedef haline getirilmesi olarak tanımladı ve bu olgunun iş hayatı, eğitim ve sağlık gibi birçok alanda kendini gösterdiğini belirtti. İslam’ın bir din olduğunu vurgularken, insanların dil veya kimlikleri üzerinden de ırksallaştırılabileceğine dikkat çekti.
“İslam bir ırk değildir; ancak insanlar belirli özellikleri nedeniyle ırksallaştırılabilir.”
Gazze’deki durumu daha geniş bir tarihsel perspektifle inceleyen Bazian, Irak, Afganistan ve Suriye gibi diğer bölgelerdeki çatışmaları örnek göstererek bu durumun sistematik bir sorunun parçası olduğunu ifade etti. “Müslüman dünyanın sömürgeleştirme ve müdahalelere maruz kaldığı zaten biliniyordu, fakat Gazze bu durumu daha görünür hale getirdi,” diye ekledi.
Çifte Standartların Ortaya Çıkışı
Bazian, Gazze olaylarının Batılı ülkelerin Filistinlilere yönelik yaklaşımını sorguladığını savundu. “Gazze, yalnızca Filistinlilere değil, genel olarak Müslümanlara karşı olan tutumları da ifşa etti,” dedi. Ayrıca, Filistin meselesinin tarihini 1948 ile sınırlamanın yanıltıcı olduğunu belirterek bu sürecin çok daha derin köklere sahip olduğunu dile getirdi.
Bazian, Batı’nın İsrail’e yaklaşımının Kudüs ve Kutsal Topraklar üzerindeki tarihi algılarla şekillendiğini öne sürdü. “İslamofobi, Batı düşüncesinin Müslüman dünyayla olan ilişkisini derinlemesine etkilemiştir,” şeklinde konuştu.
İsrail’in Kamu Diplomasisi Faaliyetleri
Bazian ayrıca İsrail’in kamu diplomasisi çabalarına da değindi. Bu kapsamda yapılan araştırmalarda İsrail’in uluslararası imajını iyileştirmek için 745 milyon dolarlık bütçe ayrıldığını açıkladı. Katılımcıların Gazze’deki eylemleri olumsuz değerlendirdiğini belirten Bazian, kullanılan söylemin değiştirilmesi durumunda İsrail’e destek oranının %20 artabileceğini savundu.
“İslamofobi endüstrisinin finansmanının %70’inin İsrail yanlısı kaynaklardan geldiğini tespit ettik.”
Bazian, bu durumun yeni bir olgu olmadığını ve aşırı sağın yükselişi ile bağlantılı olduğunu ifade etti. Ayrıca, 11 Eylül sonrası terörle mücadele politikalarının büyük bir kısmının Filistin ile bağlantılı olduğunu vurguladı.
Filistin Yanlısı Seslere Kısıtlamalar
ABD’de Filistin yanlısı akademisyenler ve öğrencilere yönelik kısıtlamaların mevcut olduğunu kaydeden Bazian, bu durumun her iki siyasi parti için geçerli olduğunu belirtti. AIPAC gibi örgütlerin karar alma süreçlerine olan etkisini vurgulayarak, Filistin konusunda görüş beyan edenlerin çeşitli yaptırımlarla karşılaşabileceğine dikkat çekti.
Buna rağmen Amerikan kamuoyunda gençler arasında Filistin konusunda önemli bir değişim yaşandığını savunan Bazian, bu dönüşümün gelecek seçimlerde daha belirgin hale gelebileceğini öngördü.
İslamofobiyle Mücadele İçin Yapılar Gerekli
Bazian, İslamofobiyle mücadelenin kapsamlı yapılar gerektirdiğini ifade etti. Araştırma merkezleri ve eğitim programlarına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Bazian, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti: “Hepimizin birbirimize destek vermesi gerekiyor.”










