20 Ağustos’ta Gölcük Tersanesi Komutanlığı’nda başlayan ve 23 Ağustos’a kadar devam edecek olan TEKNOFEST Mavi Vatan, Türkiye’nin denizcilik teknolojilerini, savunma sanayisindeki gücünü ve genç mühendislerin projelerini Kocaeli’de buluşturuyor.
Bu etkinlik dünyanın farklı ülkelerinden ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Ancak gözden kaçırmamamız gereken önemli bir gerçek var:
Bu büyük organizasyon Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yapılıyor.
Dolayısıyla Kocaeli milletvekillerinin, belediye başkanlarının, il ve ilçe yöneticilerinin etkinliği yalnızca ziyaret etmeleri değil; Gölcük’ün savunma sanayisindeki yerini, tersanelerde oluşturulan istihdamı ve millî üretimin ekonomiye sağladığı katkıyı da kamuoyuna anlatmaları gerekiyor.
Radiye Hanım’ın Mavi Vatan Hassasiyeti
Öncelikle her zaman takdir ettiğim AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu’nun, etkinlikte tercih ettiği ve Mavi Vatan temasını yansıtan kıyafetini oldukça anlamlı bulduğumu belirtmek isterim.
Bu tercih, etkinliğin ruhuyla güzel bir bağ kuruyordu. Siyasette bazen küçük bir ayrıntı, verilmek istenen mesajı güçlü biçimde anlatabilir.
Ancak bu sembolik ve güzel mesajın yanında, Mavi Vatan’ın ekonomik ve toplumsal karşılığını da konuşmak zorundayız.
Çünkü mesele yalnızca denizci kıyafeti giymek, savaş gemisinin önünde fotoğraf çektirmek veya sosyal medyada “Harika, muhteşem, gurur verici” demek değildir.
Bunlar güzel…
Ama yeterli değil.
Cumhur İttifakı’nın Anlatamadığı Gerçek
Cumhur İttifakı’nın başta en büyük ortağı AK Parti olmak üzere Kocaeli milletvekillerini, belediye başkanlarını, il ve ilçe yöneticilerini üzülerek takip ediyorum konu hakkında bazı haberlere kesin yanıt vermeleri gerekiyor …
Etkinliğe katılıyorlar, gemileri geziyorlar ve güzel fotoğraflar paylaşıyorlar. Fakat savunma sanayisinin arkasındaki ekonomik ekosistemi, mühendislik gücünü ve istihdamı yeterince anlatmıyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmalarında savunma sanayisinin yalnızca güvenlik değil; teknoloji, üretim, ihracat ve bağımsızlık meselesi olduğunu sürekli vurguluyor.
Peki bu mesaj Kocaeli’de neden aynı açıklıkla anlatılmıyor?
Kıymetli milletvekilleri ve belediye başkanları…
Türkiye’nin geliştiğini ve değiştiğini siz de görüyorsunuz. Peki bunu yalnızca sosyal medya fotoğraflarıyla mı anlatacaksınız?
Birileri savunma sanayisini açlık sınırıyla, emekli aylığıyla ve asgari ücretle karşılaştıran yazılar kaleme alırken siz bu üretimin ekonomik karşılığını neden kamuoyuna açıklamıyorsunuz?
Basının karşısına çıkarak tersanelerde çalışan mühendisleri, teknikerleri, kaynakçıları ve diğer çalışanları neden anlatmıyorsunuz?
Savunma projelerinin kaç KOBİ’ye iş verdiğini, kaç farklı sektörü beslediğini ve Türkiye’ye ne kadar katma değer sağladığını neden konuşmuyorsunuz?
Her Gemi Bir Ekonomik Ekosistemdir
Savunma sanayisini yalnızca törenlerde gösterilen gemilerden, gökyüzünde uçan uçaklardan ve siyasilerin verdiği fotoğraflardan ibaret zannedenler büyük resmi göremiyor.
Çünkü her savaş gemisi aynı zamanda büyük bir ekonomik ekosistemdir.
Aslında Türkiye’de yapılan her yerli üretim böyle bir ekosistem oluşturur. Ana üreticinin çevresinde yüzlerce tedarikçi, KOBİ ve hizmet firması gelişiyor.
Bir savaş gemisinin arkasında:Gemi ve makine mühendisleri,Yazılım ve elektronik mühendisleri,Teknik ressamlar ve proje uzmanları,Kaynakçılar ve CNC operatörleri,Elektrik ve elektronik teknisyenleri,Montaj ve bakım ekipleri,Lojistik ve ağır taşıma firmaları,Sac, kablo, boya ve ekipman üreticileri bulunur.
Ortaya çıkan yalnızca bir gemi değildir. Aynı zamanda istihdam, teknoloji, ihracat, yetişmiş insan gücü ve Türkiye’de kalan büyük bir bilgi birikimi oluşur.
Savunma ve havacılık sanayisinin tamamında 90 binin üzerinde kişinin çalışması, bu üretimin arkasındaki insan gücünü açıkça gösteriyor. Bunların 35 binden fazlasını mühendis ve proje uzmanları, 40 binden fazlasını ise teknisyen ve operatörler oluşturuyor.
Görünen savaş gemisidir; görünmeyen ise binlerce insanın alın teri ve evine götürdüğü ekmektir.
Ekonomik Sıkıntı Var, Ancak Yanlış Adreste Aranıyor
Türkiye’de ekonomik sıkıntılar yok mu?
Elbette var.
Vatandaşın hayat pahalılığı karşısında korunması ve gelirlerinin artırılması gerekir. Bu konuda yapılan eleştiriler de son derece doğaldır.
Ancak savunma sanayisini yoksulluğun karşısına koymak büyük bir düşünce hatasıdır. Savuma sanayisini itibarsızlaştırma yapanlara şu söylenmelidir.
Savunma sanayisi ile vatandaşın geçim sıkıntısı birbirinin alternatifi değildir. Türkiye hem güvenli hem de müreffeh olmak zorundadır.
Asgari ücret, çalışma hayatında uygulanabilecek en düşük yasal ücret seviyesidir. Ülkede çalışan herkesin asgari ücret aldığı söylenemez.
KOBİ’lerde, sanayi kuruluşlarında ve tersanelerde çalışanların ücretleri; mesleklerine, tecrübelerine, uzmanlıklarına, vardiyalarına ve taşıdıkları sorumluluğa göre değişir.
Bir kaynakçıyı, CNC operatörünü, elektrik teknisyenini, gemi mühendisini ve yazılım uzmanını tek bir ücret rakamıyla değerlendirmek sanayiyi yanlış okumaktır.
Emekli aylıkları da çalışma süresi, prime esas kazanç ve ödenen prim miktarı gibi farklı ölçütlere göre hesaplanır. Açıklanan en düşük emekli aylığı, bütün emeklilerin aynı maaşı aldığı anlamına gelmez.
Mavi Vatan Fotoğraf Karesinden Büyük
Gölcük; Deniz Kuvvetleri Komutanlığının, tersanecilik kültürünün ve deniz savunmasının en önemli merkezlerinden biridir.
Burada gördüğümüz savaş gemileri yalnızca gurur duyulacak fotoğraf kareleri değildir. Bu gemilerin arkasında Türkiye’nin yetiştirdiği mühendisler, teknisyenler, ustalar ve üretim yapan KOBİ’ler vardır.
Mavi Vatan yalnızca denizde çizilen bir sınır değildir; tersanede dökülen alın teri, yetiştirilen mühendis ve Türkiye’de kalan teknoloji demektir.
Zaten Türkiye bu üretim gücüne sahip olmasaydı denizlerde nasıl güçlü olacaktı?
Bizim asıl övünç kaynağımız, yalnızca ortaya çıkan savaş gemileri değil; o gemileri kendi insanımızla tasarlayıp üretebilecek seviyeye ulaşmış olmamızdır.
Velhasılıkelam…
Savaş gemilerinin önünde poz vermek, “Harika, çok güzel, gurur duyduk” ifadeleriyle paylaşım yapmak kolaydır.
Fakat bu üretimin arkasındaki mühendislik gücünü, istihdamı ve ekonomik değeri anlatmazsanız, birileri çıkar savunma sanayisini açlık sınırıyla yarıştırır.
Siyaset yalnızca fotoğraf paylaşır, üretimin arkasındaki gerçeği anlatmazsa millî savunma yatırımları kolaylıkla ekonomik sıkıntıların sorumlusu gibi gösterilebilir.
Türkiye’nin güçlü bir orduya ihtiyacı var.
Türkiye’nin güçlü ve refah içerisinde yaşayan vatandaşlara da ihtiyacı var.
Metin Şendil
Kartepe Bülteni Genel Yayın Yönetmeni










