Türkiye’de pelemir üretim alanı, son beş yılda büyük bir artış göstererek 350 dekardan 35 bin dekara ulaştı. Sözleşmeli üretim modeli sayesinde bu yıl 3 bin 500 dekarlık ekim alanına sahip olan pelemir, yerli biyoyakıt üretimine katkı sunma potansiyeli taşıyor.
Biyoyakıt Sanayi Derneği Başkanı Selçuk Borovalı, pelemirin Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlayabileceğini vurguladı.
“Pelemir her yönüyle Türkiye ekonomisine, yerel ekonomiye katkı sağlayacak bir tarım ürünü olarak karşımıza çıkıyor.”
Ayrıca, pelemir tohumunun kara yollarında kullanımı planlanırken hava yollarından da ilgi görmeye başladığı ifade edildi.
Pelemir, bitkisel ve hayvansal kökenli yenilenebilir ham maddelerden elde edilen biyoyakıtların temel bileşenleri arasında yer alıyor. Bu durum, ulaşım sektörünün karbon ayak izini azaltmak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yağlı tohumlu bir bitki olan pelemirin biyoyakıt ham maddesi olarak uygunluğu, içerdiği yağ asidi profili ile belirleniyor.
Üretim Sürecinin Gelişimi
Anadolu’da yabancı ot olarak bilinen pelemirin değerlendirilmesi için gerekli çalışmalar, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen “Karahan” çeşidinin 2017 yılında tescil edilmesiyle hız kazanmıştır. 2020 yılında Biyoyakıt Sanayi Derneği ve DB Tarımsal Enerji işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında Karahan çeşidinden elde edilen yağın biyoyakıt üretiminde kullanıldığı belirtiliyor.
Pelemirin sözleşmeli üretim modeline geçişinin ardından, nadasa bırakılan araziler ve kurak bölgelerin değerlendirilmesine öncelik verildi. 2021-2022 sezonunda yalnızca 9 çiftçi ile başlanan üretim, günümüzde 237 üretici ile gerçekleştirilmekte olup toplamda yaklaşık 400 çiftçi pelemir üretimine yönelmiştir.
Sürdürülebilir Tarım İçin Önemli Bir Adım
Pelemirin düşük girdi maliyeti ve su, gübre ile ilaç ihtiyacının az olması, onu yerli biyoyakıt üretimi için cazip hale getiriyor. Borovalı, bu durumun sürdürülebilir tarım uygulamalarına da katkıda bulunacağını ifade etti.
“Her yıl biraz daha fazla üretimi artırarak ve tanıtarak bugün küçümsenmeyecek bir rakamda Türkiye’de bir üretimi başardık.”
Borovalı ayrıca, pelemirin biyoyakıtlar için uygun asit profiline sahip olduğunu ve bu durumun onu hem kara hem de hava ulaşımında kullanılabilir kıldığını belirtti. Türkiye’deki yağ fabrikalarının kapasitelerinin kullanılması gerektiğinin altını çizen Borovalı, ham maddelerin sektöre sunulmasının önemine vurgu yaptı.
Gelecek Hedefleri
DB Tarımsal Enerji Projeler Yöneticisi Nezih Suyaran ise Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde bulunan yarım kilogramlık pelemir tohumunun çoğaltılmasıyla süreçlerin başlatıldığını aktardı. Üreticilerin ilgisinin her geçen yıl arttığını belirten Suyaran, gelecek yıl için hedeflerinin 100 bin dekar ekim alanına ulaşmak olduğunu açıkladı.
Pelemirin yerli kaynaklarla desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Borovalı,
“Pelemir kullanılacak ham madde karışımı içinde birinci sıraya gelebileceğini düşünüyorum.”
diyerek gelecekte daha fazla destek beklediklerini ifade etti.










