Normal şartlarda gündem olarak hiç önemsemediğim ama “asparagas” niteliğindeki bazı köşe yazılarını yerel basında arada takip ediyorum.
Büyükşehir Belediyesi’nde bu işlere, medya takibine kim bakıyorsa, bu içi boş yazılara her daim gerekli yanıtların verilmesini özellikle bir yazımda bir yazımda belirtmiştim.
Çünkü bu hafta şahit olduk ki; köşelerinde ahkâm kesen bazı genç gazeteci arkadaşlarımızın konulardan ne kadar habersiz olduklarını, ciddi bir bilgi ve donanım eksikliği yaşadıklarını açıkça gördüm.
Gerçek anlamda habercilik bu şekilde olmaz yerel farklı bir yapı içinde olan herkesin aynı havayı soluduğu bir yer. Ulusal gibi düşünülmez.
Yerelde her daim bazı konular varsa arayacağın bilgi alacağın yerler ile konuşulur.
Mesela ben “pandemi” döneminde İSU binasının ne kadar mal olduğunu araştırdım bilmediğim ve bana gelen duyumlar vardı ama duyumlarla değil gerçek anlamda mevzuata uygun bilgiler tarafıma verildi.
.
Nitekim Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi Temmuz Ayı Toplantısı’nda tartışma, basın kuruluşları ve medyaya verilen reklam organizasyonları üzerinden çıktı.
Meclisteki tartışmalar bu sığ alana sıkışmamalı, önümüzdeki dev projeler ve hizmetler konuşulmalıydı. Ancak muhalefet, belediye ihaleleri ve doğrudan temin reklam bütçeleri üzerinden iddialar ortaya atarak adeta ters köşe oldular çünkü doğru değil.Başkan Büyükakın’ın yanıtı biraz duygu yüklü ve sert oldu.
“Bir suç olduğunu düşünüyorsanız bir dakika beklemeden suç duyurusunda bulunun. Kimsenin bizim itibarımız ve şerefimizle oynamaya hakkı yok.”
Başkanın bu kadar rahat bir tonda “Buyurun savcılık orada” demesi, muhalefete ve yerel basının o malum kesimine verilmiş net bir mesajdır: “Elinize yüzünüze bulaştırmayın, somut deliliniz varsa hukuka gidin, asparagasla siyaset yapmayın. “istedi. istedi..
Duyumlarla Değil, Belgelerle Gazetecilik
Kocaeli yerel basınının bir kısmının (istisnaları hariç tutarak söylüyorum) gerçeklerden bu kadar uzak haberler yapmasının altını biraz eşelediğinizde, karşınıza hiçbir somut gerçek çıkmıyor. Daha fazla eşersek zaten biliyoruz ki derin yapısal ve mesleki problemler su yüzüne çıkacak.
Bugün sahada ve masa başında koşturan, iletişim fakültelerinden mezun gencecik gazeteci meslektaşlarımızın düştüğü en büyük tuzak: Duyum haberciliği.
“cambaza bak cambaza” oyununun figüranı haline gelen yerel.
Evet, haberi başlık okutur; ama başlık dediğin gerçeği yansıtmalı, bir manipülasyon aparatı olmamalıdır.
Gazetecilik, kamu adına hareket edilen, en az bir doktorluk veya hukuk kadar ağır sorumluluğu olan saygın bir meslektir. Çünkü araştırma ,analiz gerektirir.
İletişim Fakültelerindeki “Mevzuat” Eksikliği
Üniversitelerde yeni medya veya dijital habercilik bölümleri açıldı, artık haber dili değişiyor, sosyal medya dili ile kurallı bir iletişim başladı. Ancak Basın yayını bitiren bir çok genç arkadaşlara genel okutulan derslerin arasında önemli olan dersler çok yüzeysel işleniyor ve asla yeterli değil.mevzuat, idare hukuku, kamu maliyesi ve istatistik gibi dersler tamamen göz ardı edildi.
Geçmişte bir ekonomi veya siyaset haberi yapılırken istatistiki bilgiler, analizler çok önemliydi; araştırılıp öyle yazılırdı.Bugün ise sığ bir habercilik anlayışı var. En basit örneği; “otel kapalı” ama haberde açık gözüküyor.
.
Kocaeli Bu Dar Vizyonu Hak Etmiyor
Marmara’nın incisi Kocaeli Hinterlandı ticaret, turizm ve tarım ve Türk sanayisini devasal firmalarını barındıran şehir.
Sırf hırs ve kibir yüzünden üretilen dar, vizyonsuz gündemleri kabul etmek mümkün değil.
Şehrin yüzünü değiştiren o devasa hizmetler ve projeler, bazen magazinsel bir “Deniz Akkaya haberi” kadar bile yerel basında önem görmüyor.
Elbette işlerde yanlışlıklar, eksiklikler olacaktır; ancak bunu eleştirmenin yolu iftira değil, belgedir.










