Biruni Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Selvinaz Gülçin Bozkurt, TÜBİTAK desteğiyle İstanbul, Kocaeli ve Bursa’da 1990’lardan günümüze dek süregelen kentleşme ve sanayileşmenin doğal alanlar üzerindeki etkilerini inceleyecek. Yapay zeka ve uydu görüntüleri kullanarak gerçekleştirilecek araştırmanın kapsamı, doğal alanların ne kadar azaldığı ve hangi bölgelerde parçalandığına dair detayları içerecek.
Doç. Dr. Bozkurt, 2025 yılı 1’inci dönem TÜBİTAK 2219 Yurt Dışı Doktora Sonrası Araştırma Burs Programı kapsamında destek alarak Michigan State University’de 12 aylık bir çalışma yürütecek. Bu projede, coğrafi bilgi sistemleri (GIS), uzaktan algılama ve derin öğrenme tabanlı yapay zeka yöntemleriyle ormanlar, tarım arazileri ve sulak alanlardaki değişimler analiz edilecek.
Doğal Alan Kaybı Üzerine Yeni Yaklaşımlar
Projenin, peyzaj ekolojisi çalışmalarıyla bağlantılı olduğunu ifade eden Bozkurt, doğal alan kaybının yalnızca yüzölçümündeki azalma ile değil, bu alanların parçalanmasıyla da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kentleşme ve habitat parçalanmasının önemli sorunlar yarattığını belirten Bozkurt, “Doğal alanlar sadece azalmakla kalmıyor, aynı zamanda parçalanıp birbirlerinden kopuyor ve bu durum ekosistem bütünlüğünü tehdit ediyor” dedi.
Araştırmada ‘Ne kadar doğal alan kaybettik?’ sorusunun ötesine geçileceğini belirten Bozkurt, “Doğal alanların yapısı nasıl değişti? Hangi bölgeler parçalandı? Ekolojik bütünlük nerelerde zayıfladı?” gibi sorulara da yanıt arayacaklarını açıkladı.
Ekolojik İşlevler Tehlikede
Sanayileşmenin ve hızlı kentleşmenin görünmeyen mekansal bozulmalara yol açabileceğine dikkat çeken Bozkurt, doğal alanların tamamen ortadan kalkmadan da ekolojik niteliğini kaybettiğini ifade etti. “Bir alan harita üzerinde hala yeşil görünse de ekolojik işlevlerini yitirmiş olabilir” diyen Bozkurt, habitat parçalanmasının canlıların hareketini ve türler arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Bozkurt ayrıca, sınırlı görünen yapılaşmanın yeni ulaşım bağlantılarıyla daha geniş dönüşümlere yol açabileceğini belirtti. Ekosistemlerde kritik eşiklerin aşılması durumunda kaybedilen işlevlerin geri kazanılmasının zorlaşacağına vurgu yaptı.
Şehirlerin Dönüşüm Dinamikleri
Araştırmada İstanbul, Kocaeli ve Bursa’nın seçilmesinin sebeplerini açıklayan Bozkurt, bu üç kentin Türkiye’nin kentleşme dinamiklerini temsil ettiğini dile getirdi. İstanbul’un yoğun kentsel yayılma baskısı altında olduğunu, Kocaeli’nin önemli bir sanayi merkezi konumunda bulunduğunu ve Bursa’nın ise tarım ile orman ekosistemleri açısından değerli bir şehir olduğunu aktardı. Bu üç kent arasındaki dönüşüm modellerinin karşılaştırılması için uygun bir ortam sunduğunu söyledi.
Bozkurt, İstanbul-Kocaeli-Bursa hattının sadece ayrı idari bölgeler olarak ele alınmaması gerektiğini vurgulayarak, ulaşım ağları ve ekonomik ilişkilerin bu şehirler arasında sıkı bir bağ oluşturduğunu belirtti.
Yapay Zeka ile Derin Analizler
Projede yaklaşık 1990’lardan günümüze dek uzanan uydu görüntülerinin analizi yapılacak. Derin öğrenme tabanlı yapay zeka modelleri kullanılarak kentsel alanlar ile doğal sistemler arasındaki değişimler yüksek doğrulukla ayırt edilecek. Bozkurt, yapay zekanın büyük veri setlerindeki değişimleri analiz etmede güçlü bir araç olduğuna inandığını ifade etti.
Ayrıca araştırmada kaybedilen doğal alanların miktarının yanı sıra kaybın hangi bölgelerde gerçekleştiği üzerine de yoğunlaşılacağını belirten Bozkurt, “Kayıp nerede meydana geldi? Hangi dönemde hızlandı? Bunlar gibi sorulara yanıt arayacağız” dedi.
Sonuçların Önemi
Doğal alan kaybının hem iklim düzenlemesi hem de halk sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getiren Bozkurt, araştırmanın elde edeceği bulguların şehir plancıları ve karar vericiler için bilimsel veri altyapısı sunacağını söyledi. Proje kapsamında geliştirilecek haritaların geçmişteki kayıpların yanı sıra gelecekte dikkat edilmesi gereken bölgeleri de ortaya koyabilecek nitelikte olacağı belirtildi.
Bozkurt, çalışmanın Türkiye’nin farklı şehirlerine de uygulanabilir hale gelmesini hedeflediklerini vurgulayarak, kentleşmenin doğal alanlar üzerindeki etkilerini uzun dönemli verilerle değerlendirebilen bir model geliştirmeyi amaçladıklarını sözlerine ekledi.










