ABD’de göç politikaları ve dijital gözetim tartışmaları sürerken, Microsoft’un Göç ve Gümrük Muhafaza (ICE) ile yürüttüğü teknolojik iş birliği, insan hakları savunucularının tepkisini çekiyor. Şirket, sağladığı altyapının kötüye kullanılmadığını savunsa da, ICE’ın artan veri kapasitesi ve gözetleme gücü ciddi etik soru işaretleri doğuruyor.
Ölümler Sonrası Tepkiler Büyüdü
Son dönemde yasadışı göçmenlere yönelik operasyonlar sırasında yaşanan ölümlerle gündeme gelen ICE, özellikle Minnesota eyaletinde gerçekleştirilen müdahaleler sonrası protestoların odağı haline geldi. Bu süreçte, Microsoft’un ICE’a sunduğu bulut altyapısının kapsamı, kamuoyunda “şirketler devlet politikalarına ne ölçüde ortak oluyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
Microsoft’un Trump Dönemindeki Dikkat Çeken Tavrı
Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesi sonrasında, teknoloji devlerinin tutumu yakından izlenmeye başlandı. Apple, Google ve Meta yöneticileri Trump’ın yemin töreninde yer alırken, Microsoft CEO’su Satya Nadella bu törene katılmadı.
Euronews’in aktardığına göre Microsoft, Trump yönetiminin Adalet Bakanlığı’nda görev yapan Lisa Monaco’nun görevden alınması yönündeki talebini reddetti. Şirket ayrıca, Trump yönetimine dava açmış bir hukuk firmasıyla çalışmaya devam ederek, hükümete ücretsiz hukuki destek sunan bir firmayla da yollarını ayırdı.
ICE’ın Veri Hacmi ve Gözetleme Gücü Hızla Arttı
ICE’ın Azure altyapısında tuttuğu veri miktarı, Temmuz 2025 – Ocak 2026 döneminde 400 terabayttan 1.400 terabayta çıkarak üç katından fazla arttı. Bu artışın, Temmuz ayında Kongre’nin ICE bütçesini 75 milyar dolar artırması ile doğrudan bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.
Bütçe artışıyla birlikte ICE’ın, yüz tanıma sistemleri, telefon konum veritabanları, drone teknolojileri ve ileri seviye dijital izleme araçlarına daha fazla yatırım yaptığı belirtiliyor. The Guardian, Azure altyapısının tam olarak hangi amaçlarla kullanıldığının netleşmediğini vurgularken; +972 Magazine, ICE’ın bulut verilerini yapay zekâ destekli analiz araçlarıyla işlediğini öne sürüyor.
Microsoft’tan İnsan Hakları Savunması
Microsoft ise eleştirilere karşı yaptığı açıklamada, teknolojilerinin sivillerin kitlesel gözetimi için kullanılmasına izin vermediklerini belirterek, “ICE’ın bu tür faaliyetler yürüttüğüne dair bir bulgumuz yok” ifadelerini kullandı. Şirketin geçmişte, İsrail ordusunun Filistin’de kitlesel gözetim yaptığı iddiaları üzerine Azure erişimini iptal ettiği de hatırlatıldı.
Ancak insan hakları savunucuları, sorunun yalnızca gözetim teknolojileri ile sınırlı olmadığına dikkat çekiyor. ICE’ın hukuksuz baskınlar, sınır dışı uygulamaları ve tartışmalı gözaltı merkezleri nedeniyle uzun süredir eleştirildiği vurgulanarak, teknoloji şirketlerinin bu süreçlerdeki etik sorumluluğunun daha fazla sorgulanması gerektiği ifade ediliyor.










